28 Ekim 2013 Pazartesi

GİYSİ - DOLAP DÜZENLEYİCİ / SKUBB

Kış mevsimine girmeye hazırlandığımız ve yazlıklarımızı kaldırıp kışlıklarımızı dolabımıza yerleştirdiğimiz bu mevsimde. Herkesin işine yarayacak bir bilgi paylaşmak istiyorum. Dolabımıza giysilerimizi katlarız, fakat hemen diğer gün o katladıklarımızdan eser kalmaz. Bir de bakarsınız saatlerce uğraştığınız vakit boşa gitmiş :)
Sinirinizi eşinizden mi çıkarsanız yoksa çocuğunuzdan mı diye düşünürsünüz. Artık dolaplarımızın uzun süre düzenli ve tertipli olması için İKEA bizlere güzel bir çözüm sunmuş. Her türlü dolap düzenleyicilerini uygun fiyatlara ve güvenilir bir markadan almak istiyorsanız "İKEA DOLAP DÜZENLEYİCİLERİ" şiddetle tavsiye ederim. Ben kullanıyorum ve çok ta memnun kaldım.


skubb,dolap düzenleyici,ikea,
Bayanların en büyük dertlerinden biri de, dolabında bölmeler olmaması aksesuarlarını koyacak yer bulamamasıdır.
skubb,dolap düzenleyici,ikea,
Çocuğunuzun dolabını düzenlemek için de çok kullanışlı.

skubb,dolap düzenleyici,ikea,
skubb,dolap düzenleyici,ikea,
Dolabınızın içine yerleştirebilir yada dışarıda oda içinde de kullanabilirsiniz. Dolap yaptırmaya tonlarca para dökmektense bence skubb almak daha mantıklı.
Her renk ve boyutta, dolabınıza uygun olanı ve ürün hakkında detaylı bilgi almak, bu ürünlerden satın almak için TIKLAYIN




27 Ekim 2013 Pazar

"İLK" LERİMİN BAYRAMI

Evet gerçekten de bu bayram benim ilk' lerimi yaşadığım bayramımdı.
Öncelikli olarak tesettürlü ilk bayramımdı. Eşimin ailesi ve yakınları beni ilk kez tesettürlü gördü. Herkesten sevgi dolu sözcükler duymak, tesettüre girdiğimde hissettiğim mutluluğuma mutluluk kattı. Evliliğimin birinci Kurban Bayramıydı :) 
tesettür blogu,başı bağlı kız,tesettür kombin,bayram kombini,Ailemden uzakta ve eşimin ailesiyle geçirdiğim ilk bayramımdı. Eşimin ailesini daha yakından tanımak açısından tatilimizin on beş gün olması iyi oldu. 
Eğer eşinin ailesini kendi ailenden ayrı tutmazsan ve herkesi Allah rızası için seversen anlaşamayacağın kimse yoktur. 
Bu bayram diğer bayramlardan farklı geçti. Yeni insanlar tanıdım, kaynaştım, aldım aynı zamanda da verdim. Çok şey öğrendim. Benden büyük olan, yaşıtım olan... hatta benden küçük olan herkesten bir şeyler öğrenmeye çalıştım.
"Geniş Aile" kavramını sonuna kadar yaşadım :) Benim için tanışma yemeği düzenleyen eşimin akrabalarına davetlere gittim. Bayram ziyaretlerine, misafir ağırlamaya günde bir değil bir kaç kez kahve yapmaya.... kısacası alıştım kalabalığa... 
Bayramı yaşadım coşkuyla adeta... Bayram kalabalıktır, bayram ailedir, bayram sevmek ve sevilmektir... Bayram hatırlanmak- hatırlamaktır....İyilik yapmak, hediyeleşmek karşındakini mutlu ettiğinde güler yüze bakmaktır. Yaşlılıktan kırışmış elleri öpmek ve sevmektir. Eşimin sülalesiyle kaynaşmaktı bayram. Kaynaştım, yeni bir aileye karıştım. Bundan mutlulukta duydum... 
Özlediklerim oldu bu bayram... Ailem meselaaa... Onlardan uzakta ilk bayramımdı. Babamla abim bayram namazından geldiğinde kahvaltı sofrası hazır olur ve hep beraber bayramlaşıp güle konuşa kahvaltı yapardık. Sonra akraba ziyaretleri ... Telefon la aradım ...Dayanamadım Ağladım, bayramlarını kutlayacaktım güyaa... Ağır geldi birden içime onlardan ayrı olmak bayram da... Sonra toparlandım, düşündüm, anladım... Böyle olacaktı bundan sonra... Aklıma geldi büyüdüğüm. Büyüdüm biraz daha...
Hasret giderdiklerim de oldu... Eşimin ailesi ve akrabalarıyla önceden hep kısa görüşmüştük. Her zaman telefonla arayıp sorarım ama, yüzyüze bir başka... Özlemiştim sevdiğim insanın ailesini. O nu büyütenleri, büyüttüklerini. Uzun uzun önceden de baktığımız albümlere baktık. Güldük, eğlendik. Eşimin küçüklük hallerini, videolarını izledik. "Meğer benden önce de hayatın varmış" diyerek baktı gözlerim meraklaaa...
İçimden geçirdim "o bunları yaparken bende bunları yapıyordum" diye...
Eşimin çocukluk fotoğraflarından aldım. O kadar tatlıymış kiii :) 
Bu akşam eve yeni geldiğimizden şimdilik bu kadar yazabildim. Yorgunluk daha ağır basıyor :) Biraz aceleye gelen yazımla beraber "Mutlu Haftalar" şimdiden :)

Gelecek yıl da Bayramı gerçekten bayram gibi yaşayanlardan olalım inşallah...
Yeni ciciler aldık hem ev için hem de benim için. Bir sürü de hediyeler var paylaşmak istediğim.
Bayram la ilgili bol resimli yazılarımı eklemeye başlayacağım inşallah :) Bu yazım sadece bir giriş ti... Gelişme ve sonuçları ilerleyen günlerde ayrıntılarıyla ekleyeceğim...



FACEBOOK HESABIM İÇİN TIKLAYIN






20 Ekim 2013 Pazar

Etkileyici Bir Hikaye/ MUTLU EVLİLİK

Evliler ve henüz evlenmemiş olanların ders çıkaracağı ve kendinden bir şeyler bulacağı güzel ve gerçekten yaşanmış bir hikaye. Okuduğumda ben çok etkilendim.

Bu güzel ibretlik hikayeyi paylaşmak istiyorum sizlerle...
Bölümler halinde olacak. 8 bölümden oluşuyor.
TESETTÜR, TESETTÜR BLOGU,TESETTÜRLÜ BAYAN RESMİ,BAŞÖRTÜLÜ BAYAN RESMİ,


HİKAYENİN ADI:

SALİHA BİR HANIM İSTİYORUM
BOLUM 1
Yaş 25 evlilik zamanı geldi geçti. Derken annem açtı yuva kurma konusunu. Saliha bir kız olsun gerisi gelir diye düşünüyordum. Yakın bir akrabamızdan haber geldi. Komşuları çok dindarmış, kızlarının ailesinden daha da dine bağlı olduğunu duyunca sevindim. Gittik bir görelim görüşelim dedim. Ilk ailesiyle konuştum...Hatta ben konuşmadım sürekli onlar konuştu. Şaşırdım kaldım... Bir şey diyemedim... Kına gecesinde en iyi müzisyenler olacakmış...Düğünde keza aynı... Ev dayalı döşeli olacakmış, hemde hepsi en pahalısından... Araba olacakmış son model hem de, çünkü komşunun damadı sıfır araba almış geçende...Anne hadi kalkalım diyecektim utandım... Kızla görüştürmek istediler... İslamiyete uygun olarak görüştük... on beş bilezik...En güzel gelinlik(10 bin tl)... En büyük düğün salonu...Ne diyeceğimi bilemedim... Ben Saliha Bir Eş istiyordum sadace... Istekleri bir türlü bitmiyordu...O anda yan taraftaki aynaya göz ucuyla baktım kendime...Görünüşümde de bir iş adamı profilide yoktu... Yirmi beş dakika konuştu istekleri bitince sıra bana geldi. Senin isteklerin nelerdir dedi... Biran önce kalkıp gitmek istiyordum sıkılmıştım, geleli bir saat olmasına rağmen dünya malına bağlananlarla birlikte olmak içimi karartmıştı...Tekrar sordu isteklerin nelerdir... Hayırlısı olsun dedim kalktım... Nezaketle ayrıldık evden...Yolda giderken telefon geldi... Amcam arıyordu.. Yan komşuları serhat amcanın kızı varmış...Serhat amca çok iyidir...Çocukluğumdan beri tanırdım kendisini... Tamam dedim amcama geliriz...

BÖLÜM 2
Serhat amcalara gitmek için hazırlanıp annemle koyulduk yola, on beş dakika sonra ulaştık evlerine. Sohbet açıldı çocukluğumuzdan, başladı beni övmeye… Kızardıkça kızardım utancımdan bir şeyde diyemiyorum… Derken söz asıl konuya gelmişti… Evladım seni severim maksat gençleri mutlu etmek Allahü tealanın izniyle dedi ve başladı isteklerini saymaya… O kadar çok şey saydı ki uykum gelmeye başladı… En sonunda da benim oğlumun kumar borcu var onu ödemeden evlilik de olmaz zaten dedi. Birden gözlerim açıldı, şaşırmıştım açıkçası… Gözümü yerden alamadım uzun süre… Serhat amca gençleri görüştürelim dedi… Bir odaya geçtik kız konuşmaya başladı… Önceki görüştüğüm kız gibi ne varsa her şeyi istiyordu …Konuşmasını çalan telefonu böldü açıp konuştu kapattı. Tekrar çaldı konuşup kapattı… Sonra tekrar.. Dayanamadım sordum arayan kim diye. Eski nişanlısıymış ayrılalı on gün olmuş. Neden ayrıldıklarını sordum. Çay bahçesinde bir erkekle otururken görmüş sonra tartışmışlar, tartışma büyüyünce de ayrılmak zorunda kalmışlar. Oturduğun kişi kimdi ki? ... Çalıştığı yerdeki müşterilerinden biriymiş… Demek önceden çalışıyordunuz? Evet ben masörüm dedi… Şoktan şoka giriyordum.. Beş dakikada bilmediğim bir sürü şey çıkmıştı… Evlilik amacını sordum… Nişanlısı çok rahatsız ediyormuş farklı bir hayat,farklı bir ortam istiyormuş… Açık konuşmak gerekirse hava değişimine ihtiyaç duymuş… Daha fazla dayanamayıp izin istedim kalktım… Ben sadece saliha bir eş istiyordum, nezaketle evden ayrıldık annemle… Daha sonra öğrendim ki serhat amca arkamdan bir sürü laf etmiş… Gülümseyip, bugün öven yarın söver dedim içimden… Artık evlilik düşüncesinden vazgeçmek üzereydim. Haftalardır dışarı çıkmıyordum. Akşamları hava almak için balkonda oturup hakikat kitapevinin kitaplarını okuyordum… Karşı komşumuz gece çalıştığı için akşam dokuz gibi evden çıkıyordu. On yaşındaki oğlu da babasının peşinden ağlayıp dururdu her gece… ablası çocuğu oyalamak için balkona çıkarıyor ve her fırsatta benimle konuşmaya çalışıyordu… Bu sık sık tekrar etmeye başlayınca bunaldım artık. Bir akşam kıyamet ve ahiret kitabını alıp aynı saatte çıktım balkona… Beni görünce o da çıktı balkona, bir konu bulup yine başladı konuşmaya… Her akşam kitap okuyorsun nedir onlar… işte beklediğim fırsat gelmişti okumak istersen vereyim deyince olur dedi… Besmele çekip iki üç metre karşıdaki kıza attım kitabı. Hadi gir de evde okumaya başla dedim… Kitabı okumuş olacak ki bir daha balkona çıkmaz oldu… Evlilikten vazgeçmiştim bir eş bulmak bana uzak görünüyordu…Aradan aylar geçmişti. O zaman zarfında birkaç kızla daha görüşmeye gittim annemle… Fakat netice aynı değişen bir şey yoktu… Bir Salı akşamıydı içim çok daralmıştı, adeta boğuluyordum… O gece iki rekat namaz kılıp yattım… Acayip bir rüya gördüm… Birine anlatmalıydım bu rüyayı… O akşam balkonda dolunayı izlerken telefonum çaldı…Gözüm dolunayda, cebimden çıkarttım telefonu kimin aradığına bakmadan kulağıma götürüp telefonu açtım…Arayan ses tanıdıktı…Fakat o günden sonra hayatımın değişeceğini nereden bilebilirdim ki…

BOLUM 3
Arayan en yakın arkadaşım Aliydi. Canı sıkılmış beni çağırıyordu. Abdest aldım evin yakınındaki çay bahçesine gittim. Çocukluğumuzdan açıldı konu sonra gördüğüm rüyayı anlatmak istedim…Tozlu bir köy yolunda gidiyordum elimde bir tane kılıç vardı etrafımda ise bir sürü yılanlar… Yılanlar bir metre kadar yükseltmişler kafalarını yukarıya doğru…Hepsi üzerime atılmak için zaman kolluyorlardı… Kılıçla kendimi savunuyordum… Bana yaklaşanları kılıçla öldürüp ilerliyordum… Ileride uyuyan biri vardı bilmediğim bir ses işittim ama ortalıkta kimse yoktu… Uyuyan kişiye baktım… O ses; yatan kişi Musab bin Umeyrdir dedi. Sonra ileride giden iki kişi gördüm biri Peygamberimizdi diğerinin kim olduğunu göremedim… Ali yorumlamaya başladı rüyamı… Düşmanlarını yenerek iyi bir neticeye ulaşacaksın dedi… Konu evliliğe geldi yine… Başımdan geçenleri anlattım… Dertliydim bu konuda… benim eşim dünyaya bağlı olmamalıydı, sadece dünyalık uğruna yaşamamalıydı… Uzunca dinledi Ali sıkıntılarımı… O konuşmaya başladı bu sefer. Evden çıkarken annem dedi bizim mahallede bir kız varmış onunla görüştürmek istiyorlar seni. Yok Ali bundan sonra kolay kolay kimseyle görüşmek istemiyorum dedim… Kızda pek istekli değilmiş zaten dedi… niye diye sordum.. O da birkaç kişiyle görüşmüş daha sonra evlilikten soğumuş iyice… Alinin annesi ısrar edince de olur görüşelim demiş...Tamam dedim yarın gideriz diye sözleştik… Rüyam gerçek mi olacaktı acaba… Bu zamana kadar sabrettim önüme gelen engelleri Allahü tealanın izniyle aşmıştım… Ali ile vedalaşıp eve geldim konuyu anneme açtım… Yarın gidecektik görüşmeye… Çok heyecanlıydım nedense… Sabah erkenden kalkıp giyindim… Heyecan gitmek bilmiyordu bir sağa bir sola yürüyüp duruyordum evin içinde… Ilk defa bu kadar heyecanlıydım… Öğle namazını kıldıktan sonra yola koyulduk annemle… Ali bizi kızın evine kadar götürdü… Kapıyı çaldım… Kapıyı babası açtı eve buyur etti… Biraz sohbet ettik söz asıl konuya geldi sonra…Kızın babası konuşuyordu; evladım benim söyleyeceğim bir şey yok sen kızımla konuş bu konuları dedi. Şaşırmıştım gerçekten çünkü ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyordum… dünyalık bir konu açılmamıştı ilk defa… Bir odaya aldılar beni kızla görüşecektim… Sandalyeye oturdum ellerim masanın üzerinde avucumun içerisinde ise terleyen ellerimi silmek için bez bir mendil vardı… Odaya kız girdi nurani yüzlüydü… önüne bakarak konuşmaya başladı… Diğer kızlar gibi bilezikten gelinlikten girmedi konuya… Ilk sorusu namazdan oldu….

BOLUM 4
Bana namaz kılıyor musun demedi, namazı kaç dakikada kıldığımı sordu. Mesela öğle namazın kaç dakikada bitiyor dedi… on beş dakika civarında diye söyledim… Memnun oldu… Sonra birikmiş ne kadar paran var deyince önceki görüştüklerim gibi konuşmaya başlayacak herhalde dedim içimden. 45 bin lira var… Paranın zekatını veriyor musun deyince yanlış düşündüğün için utandım.. Evet veriyorum dedim… Konuşmasına ağır ağır devam etti… Sizden önce üç kişi ile daha görüştüm hepsi de zengindi, güvendikleri tek şeyleri paralarıydı. Bütün konuşmaları paraya zenginliğe dayanıyordu. Dine ait hiçbir bilgileri yoktu ve namaz bile kılmıyorlardı. Size ilk sorum namaz oldu çünkü namazı doğru olan ve huşu içinde kılan bir insandan zarar gelemez. Ailesinin hakkını gözetir haksızlık yapamaz. Herkes için en iyisini en güzelini ister. Kimseyi hor görmez ve ezmez. Böyle insanı bütün mahlukat sever, mahlukatın sevdiğini de Allahü teala sever. Allahü tealanın sevdiği kul ise makbul edilen kuldur… ve devam etti konuşmasına…Sonra zekatı sordum çünkü o parada fakirlerin hakkı da var. Fakirlerin hakkını gözetmeyen eşinin hakkını da gözetmez. Allahü teala ondan nasıl razı olur ki… Ne kadar doğru konuşuyordu konuşmaları beni çok mutlu etmişti. Dünyalık bir şey istemiyorum diye dem etti... Yan taraftaki kitaplığı göstererek okuduğu kitapları gösterdi. Görünce çok mutlu oldum çünkü benim okuduğum Ehli sünnet Alimlerinin kitaplarını okuyormuş. Ben kızarıp terliyordum nedense, elimdeki bez mendil de iyice ıslanmıştı. Benim ise kıza soracağım bir şey kalmamıştı, ben sormadan her şeyi anlattı bana. Son olarak annemle konuşmak istedi, ben dışarı çıkmak için ayağa kalkınca elimdeki mendil yere düştü. Yere göz gezdirdim ama göremedim dışarı çıktım… Annemle de on dakika kadar konuştular içeride, annem çıkınca evden izin isteyip ayrıldık. İki tarafta birbirinden memnun olmuştu. Anneme içeride ne konuştuklarını sordum. Anneme nasıl davrandığımı ailemle olan ilişkilerimi sormuş. Çünkü anne ve babanın razı olmadığı bir evlattan Allahü teala razı olmazdı. Eve gidince konuyu babamla konuştuk çok sevindi… abdest aldım iki rekat namaz kıldım odamda sonra birkaç gün önce gördüğüm rüya geldi aklıma… Elimdeki sabır kılıcıyla zorlukları aşmak nasip olmuş ve sonuca ulaşmıştım… Bu günden itibaren düğün hazırlıklarına başlayacaktık artık…

BOLUM 5
Söz kesilip aileler arasında yüzük takıldı. Düğün konusu biraz sıkıntılı olmuştu...… Akraba tarafı çalgılı olmasında ısrar ediyor ,ben ise dini yönden olmayacağını anlatmaya çalışıyordum. Ben yumuşak huylu oldukça onlar daha fazla üzerime geliyorlardı. Düğün çalgılı olurmuş onlara göre. Cenaze evi gibi dualar edilip mevlit okutulmazmış… Ne yapacağımı şaşırmış ve iyice bunalmıştım. Defalarca haram olduğunu anlatsam da çalgısız olması gerektiğini kabul ettiremiyordum… Bir akşam evde akrabalarla toplandık bu konu hakkında konuşuyorduk. Bir şartla isteğinizi kabul ederim deyince hepsi şaşırdı… herkes gözlerini bana çevirmiş ne diyeceğimi bekliyorlardı. Öldüğümde mezara benimle girecek olan varsa ve benim yerime hesap vermek isteyen olursa kabul edeceğimi söyledim… Kimse yüzüme bakmıyordu artık utanmışlardı açıkçası… Bu konu da böylece şekilde kapamış oluyordu… Bir Perşembe günü kız tarafıyla sözleşip düğün alış verişine çıktık… Nişanlım sanki yanımda köle gibi duruyordu. Ben ne göstersem olur beğendim diyordu. Bir insan bu kadar mı mütevazi bu kadar mı ince olabilirdi. Onun bu durumunu gördüğüm zaman ben en kaliteli en güzel olan eşyaları alıyordum. Onu mutlu etmek için elimden geleni yapmak istiyordum… Evimizi döşemiştik her şey çok güzel gidiyordu… düğün günü gelip çatmıştı… Heyecandan ölecek gibiydim elim ayağıma dolaşıyordu adeta. Düğün tam istediğim gibi olmuştu…. Evliliğimizin ilk yılları diğer evlikler gibi tartışma ya da kavga ile geçmiyordu. Biz İslamın etrafında birleşmiştik. Hiçbir sorunumuz da olmuyordu. Eşimin zekasına güzel ahlakına güler güzüne hayrandım… Onsuz zaman geçmiyordu, işteyken fırsat buldukça arıyordum, sesini duyunca da çok mutlu oluyordum. Konuşmasında içimi rahatlatan bir tesir vardı. Bunu nasıl yapıyordu bir türlü anlayamıyordum. Eve gittiğimde beni her zaman güler yüz ile karşılardı, o anda bütün yorgunluğum giderdi. Yemek hazırlarken yardım ederdim. Sen otur yorgunsun der, ben de içeri gidip otururdum. Onun üzülmesini hiç istemiyordum çünkü. Her ne isterse yerine getirmek için can atıyordum… Benden bir şey istesin diye gözlerinin içine bakardım. Arada bir arabamla gezerdik, gezdirince mutlu olurdu… Yine bir gün gezdirmek için çıkıp arabaya bindik. Dönüp bana baktı. Sabır çok güzeldir, sabır insanı bu araba gibi ulaşmak istediği yere götürür dedi. Neden böyle bir şey söylediğini anlamamıştım… Biraz gezip eve gelmiştik… Birkaç gün önce yatak odasının kapısı bozulmuş, kilidi zor açılıp kapanıyordu. Geçen gün mahallemizde hırsızlık olayı olduğu için odamızın kapısını kilitliyorduk… Bir haftadır eşimin midesi bulanıyor bunun içinde geceleri sık sık kalkıyordu… benim uykum çok hafif olduğu içinde hemen uyanıyordum… O gece tekrar midesi bulanmış olacak ki kalktı, kalktığını hissedip gözlerimi açtım ama uyandığımı anlamadı. Yavaş yavaş kapıya doğru ilerledi…Fakat o anda gözlerime inanamayacağım bir olay gerçekleşti…
BOLUM 6
Ben rahatsız olmayım diye kilitli olan kapının anahtarına bile dokunmadı. Kapı kilitliydi. Eşim Bismillahirrahmanirrahim dedi ve kapıyı açmadan dışarı çıkmıştı. Bu durumu görünce kalbimin atışları hızlandı terlemeye başladım… Yataktan kalktım gözlerim, kapıya odaklanmıştı… Yatak odasının camından lavabonun ışığı belli oluyordu… Lavaboda elini yüzünü yıkayıp ışığı söndürdü. Ben hemen yatağa yatıp uyuyormuş gibi yaptım. Fakat eşim kapıyı açmadan odaya girdi… Kalp atışlarım iyice artınca dayanamadım uyanmış gibi yaparak Yatakta doğrulup oturdum… Eşimin yüzüne baktım… adeta güzü nurlanmış parlıyordu… Uyandığımı görünce gülümseyerek yüzüme baktı. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Rahatsız mı ettim diye sordu. Yok çıktığını bile duymadım deyince gülümsedi ve yattı… İşe gittiğimde sürekli o anları düşünüp duruyordum. Bu nasıl olabilirdi?... Akşam eve gittiğimde zile basmadım ve kapıyı anahtarımla açtım. Kapıyı açtığımda eşimi karşımda buldum… işten geldiğimde kapıyı açmak için bekliyormuş… Selam verip içeri girdim elimi yüzümü yıkayıp sofrayı hazırladık yemeği yedik… Bu gün neden durgunsun bir şey mi oldu? Diye sordu… Cevap veremedim… Dün geceki olayı nasıl sorabilirdim ki… Sana bir şey söyleyeceğim diyerek elimden tutup beni ayağa kaldırdı…gözlerinin içine bakıyordum… buyur söyle dedim… Hamileyim dedi… Ondan sonrasını hatırlamıyorum zaten… O anda ayaklarım boşaldı… Düşüp kalmışım yerde… Yarım saat sonra kendime geldiğimde eşim yanı başımda oturuyordu… Yattığım yerden doğrulup eşime bakınca utanıp yüzünü yere çevirdi… Bu habere o kadar sevinmiştim ki anlatamam… Akşamları işten eve gelirken artık bebek eşyaları alıyordum… Gece yattığımızda eşimle hep hayal kurup duruyorduk… Çocuğumuz belli bir yaşa geldiğinde ilk hangi kitabı okumalıydı acaba… Ilk önce namaz kitabındaki bilgileri öğrenmeliydi. Ondan sonra hangisini okutsak acaba İslam Ahlakını mı? Herkese Lazım olan İmanı mı okutsaydık… Yok yok ilk önce Halifelerin menkıbeleriyle yeşertmeliydi kalbini… Benim evladım Ehli Sünneti savunan Ehli Sünneti yaymak için çabalayan bir kul olmalıydı onu bu şekilde yetiştirmeliydik… Her akşam belli bir zaman dilimi içerisinde eşimle İmam-ı Rabbaninin mektubatını okuyorduk. Bir akşam okurken yorgunluktan gözüme ağrı girince eşime rica edip sesli okumasını söyledim ve gözlerimi dinlendirmek için kapattım. 212. Mektubu okuyordu… Bir ara gözlerimi açtım elindeki kitap kapalıydı. Gözlerimi açtığımı görünce hemen kitabı açıp gözlerini kitaba dikti… anladım ki o kadar sayfayı ezberlemiş ve ezberinden okuyordu. Okuduğu mektup bitince durdu… mektubatı bu zamana kadar kaç defa okudun diye sorunca bilmiyorum dedi… Peki kitabı bitirmen ne kadar sürüyor? Bir hafta diye cevap verdi.. Anladım ki eşim manevi derecelere yükselmişti.. beni rahatsız etmemek için kapıyı açmadan çıkması bir kerametti… O günden sonra eşime olan hürmet ve saygım daha da arttı. Eşim bir evliya idi… Ilmihal okuduğumda anlamadığım yerleri eşime soruyordum. Öyle güzel açıklayıp anlatıyordu ki hayran kalmamak mümkün değildi… Hikmetini bilmediğim en ufak bir davranışını görsem soruyordum. O da hemen açıklar; ilmihalin şu sayfasında yazıyor diye söylerdi… Her haline sabrediyordu ve her haliyle de şükrettiği ortadaydı… İslamiyeti yaşayan bir numune vardı karşımda, bu yüzden Allahü tealaya her saniye şükretsem yine az gelirdi… Eşimin birkaç kerametini daha görünce dayanamadım, artık ne pahasına olursa olsun bu konuyu konuşacaktım kendisiyle… Her zamanki gibi işten geldim yemek yedik konuyu konuşmak için eşimi karşıma aldım. Giderek büyüyen bir heyecanla yavaş yavaş konuşmaya başladım..
BOLUM 7
İslamiyetin en ince kurallarına en güzel şekilde dikkat ediyorsun. Konuyu uzatmak istemiyorum dediğim anda eşim konuşmaya başladı… "Sabır güzel şeydir. Sabrederken şükretmek daha güzeldir. İnsan her haline sabreder ve şükrederse Allahü teala ona daha iyilerini ihsan eder"… Artık ağzımdan tek kelime çıkmıyordu, eşimde konuşmasını bitirmişti… O günden sonra ona olan davranışlarım daha dikkatliydi. Onu kırabilecek her şeyden uzak duruyordum… bir akşam annem aradı komşu kızının düğünü varmış iki gün sonra, düğüne beni de davet etmişler. Eşimle birlikte gittik düğüne, her şey İslama uygun düzenlenmişti. Erkekler ve bayanların yerleri farklı bölümlerdeydi… düğündeki İslama uyma titizliğini görünce çok sevindim. Bir akşam kendisine balkondan verdiğim Kıyamet ve ahiret kitabı geldi aklıma. On dakika sonra küçük bir çocuk geldi, o kızın kardeşiydi bu. Babası işe giderken arkasından ağlayan çocuk… Abi eğilir misin dedi.. eğildim kulağıma ablasının bana çok teşekkür ettiğini söyledi. Ben vesile olmuşum onun bu duruma gelmesinde. Bunu öğrenince çok sevindim… Eşim hamile olduğu için fazla kalamadık düğünde eve gittik… Aradan aylar geçmiş ve eşim doğurmuş ve Bir tane oğlum olmuştu… hayatımızdan çok memnunduk… Eşimle her akşam kitap okumaya devam ediyorduk yine… Eşime üstadım diye hitap ediyordum… O benim üstadımdı. Dünya ve ahiret saadetim için en büyük vesile idi… geceleri rahatsız olmasın diye oğlumuz ağlayınca çocuğu alıp başka odaya gidiyordum… aradan iki yıl geçmiş oğlumuz büyümüştü… Eşim her fırsatta sabır ve şükretmemi telkin ediyordu… bir zaman sonra eşim hastalandı. Zamanımızın çoğu hastanede geçiyordu… eşimin hastalığı artmış, benim ise elimden bir şey gelmiyordu. Bir akşam işten eve geldiğimde kapıyı çalmama rağmen açmadı. İçeri girdim içeriden bilemediğim mükemmel bir koku geliyordu. İçeri girdim eşim yatıyordu ilk önce uyuyor zannettim. Uzun zaman uyanmayınca gidip uyandırmaya çalıştığımda vefat ettiğini anladım. O anda yıkılmıştım. İçim yanmıştı. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Annemi aradım gelmesini istedim…. Eşimi diğer gün defnettik… Eve girdiğimde burnuma gelen o güzel koku mezardan gelmeye başladı… Her gittiğimde o kokuyu duyardım… giremiyordum. Onu özlüyordum sadece.. Canım eşim, üstadım vefat etmişti. Söylediği gibi yapmaya çalışıyor sabretmekten başka çare bulamıyordum… her an onu düşünüyordum… Aylar sonra eve girme cesareti gösterdim… gözlerim doldu ağlamaya başladım. Balkonda çıkıp sandalyeye oturdum. Dolunay vardı… Alinin beni aradığı o akşam geldi aklıma… O akşamda aynı dolunay vardı… gözlerimden yaşlar akarak dışarıya çıktım… doğru üstadımın, eşimin mezarına gittim. Saatlerce ağladım…. O güzel kokuyu hissetmeye başladım tekrar… arkamdan bir el omzuma dokundu. Arkama döndüm eşim nurlar içinde arkamda duruyordu… Heyecandan bir şey söyleyemiyordum.. Başım dönmeye başladı ve bayılmışım sonra…
BOLUM 8
Uyandığımda sabah ezanı okunuyordu… Kalktım etrafıma baktım… Eşimi gördüğüm anda... Sabret dediğini hatırladım… Camiye gidip sabah namazını kıldıktan sonra dışarı çıkarken cebimde bir şey olduğunu fark ettim… Elimi cebime attım bir tane mendil vardı… Eşimin evinde ilk konuştuğumuz zaman avucumun içindeki mendil ayağa kalkarken yere düşmüştü bulamamıştım daha… demek ki eşim bulup saklamış… Mendilin bilmediğim şekilde çok güzel bir kokusu vardı… 
BU GERCEK BiR HiKAYEDiR BU HIKAYENIN YAZARI YAZININ SONUNA EKLEDİĞİ CÜMLELER İSE ŞÖYLEDİR...
( Bu yaşananları babamın günlüklerinden derleyerek sadeleştirdim… Hikayede anlattığım kişiler annem ve babama aitti. Doğan o çocuk bendim. Sabır ve şükür insanı en üst derecelere yükseltecek kanatlardır…) Allahü teala herkese böyle eş nasip eylesin… SON...

UMARIM BU İBRETLİK VE HERKESİN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMASI GEREKEN HİKAYEYİ BEĞENMİŞSİNİZDİR. ETRAFIMIZDAKİ HERKESE ÖNEREBİLECEĞİMİZ GÜZEL BİR HİKAYEYDİ...
O GÜZEL YORUMLARINIZI BEKLİYORUM ...
SEVGİLER...





16 Ekim 2013 Çarşamba

HER GÜNÜMÜZ BAYRAM OLSUN

BAŞI BAĞLI KIZ,KURBAN BAYRAMI,TESETTÜR BLOGU,TESETTÜR KOMBİN,CAN YÜCEL,

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmenin kini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir
ilişkiyi bitirmek de öyle...
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle
okşayan anne bayramdır.
"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son
taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta
ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun..!

             FACEBOOK HESABIM

              TWİTTER HESABIM

                     BAYRAM YAZIM

10 Ekim 2013 Perşembe

BAYRAM KOMBİNİM

Biz inşallah bayramda eşimin memleketinde olacağız. Bu da benim orada geçireceğim ilk bayram. O yüzden tabii ki bir heyecan var. Ay' ın 11' inde yani Cuma günü Allah nasip ederse yola çıkıyoruz :) 
Yola çıkmadan önce de evde alelacele bayramlıklarımı çekmek istedim. Bu benim tesettürlü ilk bayramım :) çocuklar gibi sevinçliyim. Çok şükür.
Şimdi buyurun bakalım Bayram kombini faslına :)

ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN
Bluzuma görür görmez aşık olmuştum zaten. Eteğimi de daha önce almıştım. Bayramı düşünerek. Ama hiç giymedim. Bir türlü ona uygun farklı ve güzel bir bluz bulamıyordum ki: bu güzel bluz çıktı karşıma. Eğer hala bayramlık almadıysanız  öneririm. Bu arada şalımı da ilk kez hijab tarzı bağladım. Biraz eceleyle fazla iyi olmadı ama, bayramdan sonra ilerleyen günlerde bağlama şeklini anlatabilirim...
NOT: Eteğim kırmızı değil, vişne rengidir. Ama resimlerin azizliği işte... 


ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN
Bu resimde de yakından görmenizi istedim. Eteğimin bel kısmındaki dantel ayrıntı çok tatlı. Eğer resmi tıklayıp yakınlaştırırsanız. Bluzun yakasındaki demir işlemeleri görebilirsiniz. Ayrı bir hava katmış. Bluzumun kol modelinin ismini de hatırlayamadım gitti :( Ama çok şekerr... Bayram gelse de giysem.


ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN
Çantamın fiyonk detayıyla eteğimin belinin arkasındaki fiyonk uyumunu da sevdim. Ben zaten kurdela hastasıyım. Bluzumun düğmeleri sarı ve ortasında da taşı var :)
ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN,DANTELLİ UZUN ETEK MODELLERİ,RUGAN AYAKKABI MODELLERİ,RUGAN AYAKKABI ÇANTA KOMBİNLER,
Eteğimin altındaki şeker dantelcik detay çok hoş. Yakınlaştırıp bakın derim. Yalnız fotoğraflarda etek kırmızı gibi çıkmış. Ama kırmızı değil! Vişne rengi gibi bir şey. Çok tatlı rengi var :) Kumaşı da çok hafif ve yumuşak. Şifonumsu tarzda. Ayakkabım ve çantam rugan tarzda.
ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİNLERİ, BAYRAM TESETTÜR KOMBİNLERİ,TESETTÜR BAYRAM KIYAFETLERİ,
Gelelim "Kap" olayına. BEN PRENSESLER GİBİ OLUCAM Kİ BU BAYRAMMM :) Bu güzel ve farklı Kap' ı aldım. Çok çok hoş duruyor. Resimdekinden kat kat daha güzel diyebilirim. ( Eşim de bu Kap' ı beğendi. Onun beğenmediği bir şeyi giymem zaten.) Vizon rengini hep sevmişimdir. Kap' ımın yakasında ince pileler halinde tül detay var. Aynı tülden etek uçlarında da var. Desenini de aşağıdaki resimde yakından görebilirsiniz. Çok hoş.
ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN
Kumaşın desenine de yakınlaştırıp bakabilirsiniz. Bu arada çok güzel bir yanı daha var bu Kap' ın....
Altında resimde de gördüğünüz gibi tül var. O kadar güzel gösteriyor ki sizi. Sanki prenses gibi hissediyorsunuz :) O tülü eğer istemezseniz çıkarabiliyorsunuz. Fermuarla eklenmiş.

ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN,tesettür blogu,armine,hijab style,hijab tarzı,
Şal olayına gelince, bayramda sadece bu Şal' ı takmayı düşünmüyorum. Başka bir Şal' la da kombinleyebilirim. Zaten kıyafetim buna müsait. Her renk mevcut yani :) Kap la uyumlu oldu diye resimlerde bu Şal' ı kullandım. Şifon kumaşlı bir Şal' da eteğim ve bluzumla uyumlu olabilir. Bu kapın içinde adım atarken çok rahat edilebiliyor. Bol ve rahat yani. Severim salaş ve bol kıyafetleri....


ARMİNE KAP MODELLERİ, ARMİNE SONBAHAR KIŞ KAP MODELLERİ,TESETTÜR KOMBİN,Armine Şal modelleri,Hangi kıyafetle hangi takı gider,Aker kahverengi şal modelleri,
Bu iğne de bayrama özel; taşlı eşarp iğnelerim. Yüzüğüm ve kolyem kıyafetimle tam bir uyum içinde. Kayınvalidemin hediyesiydi :) Bu arada kayınvalidem kıyafet konusunda çok zevklidir. Tam bir profesyonel diyebilirim. Ondan çok öğreneceğim şeyler var...

Bluz: ARMİNE
Etek: TUGBA VENN
Kap: ARMİNE
Şal: AKER SPORT
Ayakkabı ve Çanta: Kayınvalidemin hediyesi. (Rugan)
Takılar: Hediye.

Evde giyme kombinlerimi de vakit bulup çekemedim. Bayramda kayınvalidemde giyeceğim ev kombinlerimi daha sonra paylaşacağım inşallah...

DİĞER KOMBİN ÖNERİLERİM İÇİN TIK TIK



EVLİLİKTE MUTLULUK İÇİN

MUTLU EVLİLİĞİN SIRLARI,EŞLER ARASI İLİŞKİLER,TESETTÜRLÜ BAYAN ERKEK RESMİ,TESETTÜR BLOGU,MODA BLOGU,İSLAMİ RESİMLER,İSLAMİ BLOG,MUTLU OLMAK İÇİN EVLİLİKTE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER,MUTLU EVLİLİK NASIL OLUR,

EVLİLİKTE MUTLULUK İÇİN

Sevmek ve sevilmenin yanına bir de bunların ifade edilmesi eklenmelidir. Sizde eşinizle önerilerimize kulak verebilir, mutluluk için aslında minik adımların yeterli olabildiğini görebilirsiniz.

01. Tebessüm gösterin.
02. Eşinizin ellerinden tutun. 
03. Sevdiğinizi sözle ifade edin.
04. Birlikte dua edin.
05. Eve gelir gelmez pijamalarınızı giymeyin.
06. Bayanların doğum gününü, evlilik yıldönümünü unutmayın.
07. Sevgi notları bırakın.
08. Gezmeye gidiyormuş gibi giyinin, evde oturun.
09. Emir kipiyle değil rica kipiyle konuşun.
10. Sabah kahvaltılarını beraber yapın.
11. Dışarıda baş başa yemek yiyin, “aynısı evde daha az maliyetli olur” diye düşünmeyin.
12. Eşinizi kapıdan duayla uğurlayın.
13. Eşinizin ailesine muhabbetle davranın.
14. Hitap ederken güzel sözler kullanın.
15. Mutluluk ötelerde değil, mutluluğu uzaklaştırmayın.
16. “Adalet”i unutmayın.
17. Alıngan olmayın.
18. Aranıza duvarlar örmeyin.
19.
 Eşinize kambur olmayın.
20. Kendinizi peri, eşinizi cadı ilan etmeyin.
21. Eşinize akıl hocalığı yapmayın.
22. Tartışmak için bahane aramayın.
23. Kameralarınızı güzelliklere çevirin.

24. Mutlaka eşinize kapıyı her zaman güler yüzle açın, güler yüzle işe uğurlayın.
25. Her gününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın.

Aile hayatı içinde her şey olabilir. Bunlar kaderin cilvesidir. Bu sebeple alıcılarınızı eşinizin kötülüklerine değil, iyiliklerine çevirin. Bahar günlerinde bile sağanakların olduğunu unutmayın.


Evliliğimizi eğer bunları örnek alarak sürdürürsek, mutlu bir evlilik çok ta uzak değil...


9 Ekim 2013 Çarşamba

İKİ BAYRAM BİR ARADA

Dinlediğim şey: Eşimin uykusundaki nefes alış - verişleri...
Yanımda:          Su şişesi,
Gönlümde:        Aşk neşesi :)
başı bağlı kız,tesettür blogu,
Günlerdir neden içim kıpır kıpırdı? Bunu yazmam lazımdı ama nedeni neydi?
Bugün yatsı namazını kılıp. Cuma günü de eşimin memleketine doğru yol alacağımız ve bununda eşimin ailesiyle geçireceğim ilk Kurban Bayramı olması düşüncesiyle; kafamda ışıklar tek tek yanmaya başladı. Kalp atışlarım o günkü ritmini yakaladı. Ama bir şey eksikti sadece korku yerinde değildi.
Ne mi bu duyguların sebebi?
Geçtiğimiz Kurban Bayramında aniden sevgilimin bana evlenme teklif etmesi ve yaşadığım duyguların karmaşıklığıydı.
Şimdi size olaylar nasıl gelişti anlatayım:
Bayrama memleketlerimize gideceğiz ve son gün sevgilimle gitmeden görüşelim dedik. Yemeğe çıktık. Her zaman özel konuşmalarımızı yaptığımız bir mekan var. Yemeğimizi yedik. Günlük meselelerden konuşuyoruz. Eşim bir anda "evlenelim" dedi. Ben şaka yapıyor zannettim. Ciddiye almadım. Sonra baktım ki ciddi. Bu bayramda gelelim ailenle tanışalım, iznimde var söz, nişan hepsini yapalım demez mi?
Benim gözler olmuş fal taşı.
İç ses diyor: Yarın yola çıkıyorsun, ne nişanı :)
Ev arkadaşımda Kurban Bayramında benimle bize gelecek. Planlar yapılmış, biletler alınmışşş...
Olsun diyor bizimki "sen anneni ara bir söyle eve gidince" dedi.
Neyse beni eve bıraktı. Eve bir girdim ki basıyorum çığlıkları. (Evde de üç arkadaş kalıyoruz.) Kızlarda zaten dünden razı bizim evlenmemize. Vaktiniz geldi bakışları falan...
Neyse ev arkadaşım da bize gelecek ya, daha annemi bile arayıp söylememişim... Bizim kız nişanda ben ne giyecem derdinde hehehehehe
O arada Sultan' la konuştuk. "Evet" de kız yaşın geldi, demez mi?
Ablamla konuştuk aniden nereden çıktı falan... En son annemi aradım. Annem şok oldu. Kadın bayramda ev arkadaşımla beni beklerken, ben ona istemeye gelecekler diyorum :)
Kurban Bayramı da telaşlı bir bayramdır. Hazırlıklar ne zaman yapılacak falan. O değil abimle babam davası var bir de... Abimle babam bana çok düşkündür. Gerçi ailemde herkes üstüme titrer. En küçük çocuk olunca, evin büyümeyen hep çocuk kalan kişisi oluyorsun.
Anneme ben gelene kadar sen meseleyi aç diyorum. Yok ıkkk mıkkk... Sen gel de söyleyelim falan.
Biz yolda memlekete gidiyoruz arkadaşımla. Yolda bir yandan sevgilim arıyor, bizimkiler bayramın ikinci günü gidelim isteyelim, üçüncü günüde nişanı takalım diyor muhabbetleri yapıyor bana...
Annem diyor: "sadece tanışırız, sonra araştırırız öyle kız mı verilir hemen" tafraları... Bende bu yol hiç bitmesin tedirginlikleri...
Ben onlar gelmeden üç gün önce gittim eve: nişandan önce onlar istemeye gelene kadar; abartısız hiç bir şey yiyemedim. Ben böyle bir iştahsızlık hayatımda yaşamadım... Yok yani bir şey yiyemiyorum. İlk kez sevgilimin ailesiyle tanışacağız: ben tut birde grip ol. Sanarsın yirmi yaşında kızım. Yaş olmuş yirmi yedi :)
Sevgilim sürekli arayıp rapor istiyor- Babam ayrı sorguya çekiyor- abim ayrı annemi sıkıştırıyor...
Arkadaşım gelmişti Allah' tan... O benim bu heyecanımı yatıştırmaya çalıştı. Ablam da uzakta, onunda olmasını istediğim için alelacele onlarda geldi.
 Her neyse bizimkiler de tanışmaya gelsin dediler. Dediler demesine ama kafalarında türlü senaryolar? Ailesi nasıl, çocuk nasıl biri vs...
Bayramda kuyumcular açık olmadığı için sevgilim söz ve nişan yüzüğünü önceden almıştı. Tabi bizimkilerin haberi yok :)
Bende bir heyecan bir kızarmalar, bozarmalar...
Çok sevdiğim adamın ailesiyle tanışacağım, onlara en güzel şekilde görünmeliydim. Çok güzel bir kıyafet aldım. O kısa süre zarfında. Gayet mütevazi ve şeker olmuştum :) Tabii ki "Koton" mağazası her zaman ki gibi imdadıma yetişmişti. Resim eklerdim ama tesettürsüz resimlerimi eklemiyorum. Beni tanıyanlar saçım açıkken ne kadar "Koton" delisi olduğumu bilirler. Şimdi eskisi kadar değilim. Tesettür mağazalarına yöneldim. "Armine" ve "Aker" son günlerde favorim :)
Onlar gelecek diye hazırlıklar falan yapıldı. Onların apartmana geldikleri an, benim bittiğim an' dı. Baktım benim aşkım elinde çiçekler, çikolatalar, üzerinde takım elbiseler :) Bakmak istiyorsun bakamıyorsun. Görüşmeyeli olmuş dört gün. Özlemişsin de....
Sabah ezanında yola çıkmışlar bir de uykusuzlar. Neyse tanıştık ailelerle falan. Herkes birbirini çok sevmez miii :) Mutluluğumuza mutluluk eklendi.  Sevgiliminde dediği gibi iki günde söz ve nişan yapıldı ve onlar geri döndüler... Ama bizim o yaşadığımız heyecan hala içimde...
Eşim pek fazla konuşmayan biri. Ağırbaşlı durur dışarıdan bakıldığında. Ailemin hoşuna giden yönü bu oldu. Çok korktum ama bu mutluluğu yaşamak için değerdi...
Rabbim herkese bu mutluluğu yaşamayı nasip etsin inşallah...
SEVGİLERLE...