İSLAMİ BLOG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSLAMİ BLOG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2013 Pazar

Etkileyici Bir Hikaye/ MUTLU EVLİLİK

Evliler ve henüz evlenmemiş olanların ders çıkaracağı ve kendinden bir şeyler bulacağı güzel ve gerçekten yaşanmış bir hikaye. Okuduğumda ben çok etkilendim.

Bu güzel ibretlik hikayeyi paylaşmak istiyorum sizlerle...
Bölümler halinde olacak. 8 bölümden oluşuyor.
TESETTÜR, TESETTÜR BLOGU,TESETTÜRLÜ BAYAN RESMİ,BAŞÖRTÜLÜ BAYAN RESMİ,


HİKAYENİN ADI:

SALİHA BİR HANIM İSTİYORUM
BOLUM 1
Yaş 25 evlilik zamanı geldi geçti. Derken annem açtı yuva kurma konusunu. Saliha bir kız olsun gerisi gelir diye düşünüyordum. Yakın bir akrabamızdan haber geldi. Komşuları çok dindarmış, kızlarının ailesinden daha da dine bağlı olduğunu duyunca sevindim. Gittik bir görelim görüşelim dedim. Ilk ailesiyle konuştum...Hatta ben konuşmadım sürekli onlar konuştu. Şaşırdım kaldım... Bir şey diyemedim... Kına gecesinde en iyi müzisyenler olacakmış...Düğünde keza aynı... Ev dayalı döşeli olacakmış, hemde hepsi en pahalısından... Araba olacakmış son model hem de, çünkü komşunun damadı sıfır araba almış geçende...Anne hadi kalkalım diyecektim utandım... Kızla görüştürmek istediler... İslamiyete uygun olarak görüştük... on beş bilezik...En güzel gelinlik(10 bin tl)... En büyük düğün salonu...Ne diyeceğimi bilemedim... Ben Saliha Bir Eş istiyordum sadace... Istekleri bir türlü bitmiyordu...O anda yan taraftaki aynaya göz ucuyla baktım kendime...Görünüşümde de bir iş adamı profilide yoktu... Yirmi beş dakika konuştu istekleri bitince sıra bana geldi. Senin isteklerin nelerdir dedi... Biran önce kalkıp gitmek istiyordum sıkılmıştım, geleli bir saat olmasına rağmen dünya malına bağlananlarla birlikte olmak içimi karartmıştı...Tekrar sordu isteklerin nelerdir... Hayırlısı olsun dedim kalktım... Nezaketle ayrıldık evden...Yolda giderken telefon geldi... Amcam arıyordu.. Yan komşuları serhat amcanın kızı varmış...Serhat amca çok iyidir...Çocukluğumdan beri tanırdım kendisini... Tamam dedim amcama geliriz...

BÖLÜM 2
Serhat amcalara gitmek için hazırlanıp annemle koyulduk yola, on beş dakika sonra ulaştık evlerine. Sohbet açıldı çocukluğumuzdan, başladı beni övmeye… Kızardıkça kızardım utancımdan bir şeyde diyemiyorum… Derken söz asıl konuya gelmişti… Evladım seni severim maksat gençleri mutlu etmek Allahü tealanın izniyle dedi ve başladı isteklerini saymaya… O kadar çok şey saydı ki uykum gelmeye başladı… En sonunda da benim oğlumun kumar borcu var onu ödemeden evlilik de olmaz zaten dedi. Birden gözlerim açıldı, şaşırmıştım açıkçası… Gözümü yerden alamadım uzun süre… Serhat amca gençleri görüştürelim dedi… Bir odaya geçtik kız konuşmaya başladı… Önceki görüştüğüm kız gibi ne varsa her şeyi istiyordu …Konuşmasını çalan telefonu böldü açıp konuştu kapattı. Tekrar çaldı konuşup kapattı… Sonra tekrar.. Dayanamadım sordum arayan kim diye. Eski nişanlısıymış ayrılalı on gün olmuş. Neden ayrıldıklarını sordum. Çay bahçesinde bir erkekle otururken görmüş sonra tartışmışlar, tartışma büyüyünce de ayrılmak zorunda kalmışlar. Oturduğun kişi kimdi ki? ... Çalıştığı yerdeki müşterilerinden biriymiş… Demek önceden çalışıyordunuz? Evet ben masörüm dedi… Şoktan şoka giriyordum.. Beş dakikada bilmediğim bir sürü şey çıkmıştı… Evlilik amacını sordum… Nişanlısı çok rahatsız ediyormuş farklı bir hayat,farklı bir ortam istiyormuş… Açık konuşmak gerekirse hava değişimine ihtiyaç duymuş… Daha fazla dayanamayıp izin istedim kalktım… Ben sadece saliha bir eş istiyordum, nezaketle evden ayrıldık annemle… Daha sonra öğrendim ki serhat amca arkamdan bir sürü laf etmiş… Gülümseyip, bugün öven yarın söver dedim içimden… Artık evlilik düşüncesinden vazgeçmek üzereydim. Haftalardır dışarı çıkmıyordum. Akşamları hava almak için balkonda oturup hakikat kitapevinin kitaplarını okuyordum… Karşı komşumuz gece çalıştığı için akşam dokuz gibi evden çıkıyordu. On yaşındaki oğlu da babasının peşinden ağlayıp dururdu her gece… ablası çocuğu oyalamak için balkona çıkarıyor ve her fırsatta benimle konuşmaya çalışıyordu… Bu sık sık tekrar etmeye başlayınca bunaldım artık. Bir akşam kıyamet ve ahiret kitabını alıp aynı saatte çıktım balkona… Beni görünce o da çıktı balkona, bir konu bulup yine başladı konuşmaya… Her akşam kitap okuyorsun nedir onlar… işte beklediğim fırsat gelmişti okumak istersen vereyim deyince olur dedi… Besmele çekip iki üç metre karşıdaki kıza attım kitabı. Hadi gir de evde okumaya başla dedim… Kitabı okumuş olacak ki bir daha balkona çıkmaz oldu… Evlilikten vazgeçmiştim bir eş bulmak bana uzak görünüyordu…Aradan aylar geçmişti. O zaman zarfında birkaç kızla daha görüşmeye gittim annemle… Fakat netice aynı değişen bir şey yoktu… Bir Salı akşamıydı içim çok daralmıştı, adeta boğuluyordum… O gece iki rekat namaz kılıp yattım… Acayip bir rüya gördüm… Birine anlatmalıydım bu rüyayı… O akşam balkonda dolunayı izlerken telefonum çaldı…Gözüm dolunayda, cebimden çıkarttım telefonu kimin aradığına bakmadan kulağıma götürüp telefonu açtım…Arayan ses tanıdıktı…Fakat o günden sonra hayatımın değişeceğini nereden bilebilirdim ki…

BOLUM 3
Arayan en yakın arkadaşım Aliydi. Canı sıkılmış beni çağırıyordu. Abdest aldım evin yakınındaki çay bahçesine gittim. Çocukluğumuzdan açıldı konu sonra gördüğüm rüyayı anlatmak istedim…Tozlu bir köy yolunda gidiyordum elimde bir tane kılıç vardı etrafımda ise bir sürü yılanlar… Yılanlar bir metre kadar yükseltmişler kafalarını yukarıya doğru…Hepsi üzerime atılmak için zaman kolluyorlardı… Kılıçla kendimi savunuyordum… Bana yaklaşanları kılıçla öldürüp ilerliyordum… Ileride uyuyan biri vardı bilmediğim bir ses işittim ama ortalıkta kimse yoktu… Uyuyan kişiye baktım… O ses; yatan kişi Musab bin Umeyrdir dedi. Sonra ileride giden iki kişi gördüm biri Peygamberimizdi diğerinin kim olduğunu göremedim… Ali yorumlamaya başladı rüyamı… Düşmanlarını yenerek iyi bir neticeye ulaşacaksın dedi… Konu evliliğe geldi yine… Başımdan geçenleri anlattım… Dertliydim bu konuda… benim eşim dünyaya bağlı olmamalıydı, sadece dünyalık uğruna yaşamamalıydı… Uzunca dinledi Ali sıkıntılarımı… O konuşmaya başladı bu sefer. Evden çıkarken annem dedi bizim mahallede bir kız varmış onunla görüştürmek istiyorlar seni. Yok Ali bundan sonra kolay kolay kimseyle görüşmek istemiyorum dedim… Kızda pek istekli değilmiş zaten dedi… niye diye sordum.. O da birkaç kişiyle görüşmüş daha sonra evlilikten soğumuş iyice… Alinin annesi ısrar edince de olur görüşelim demiş...Tamam dedim yarın gideriz diye sözleştik… Rüyam gerçek mi olacaktı acaba… Bu zamana kadar sabrettim önüme gelen engelleri Allahü tealanın izniyle aşmıştım… Ali ile vedalaşıp eve geldim konuyu anneme açtım… Yarın gidecektik görüşmeye… Çok heyecanlıydım nedense… Sabah erkenden kalkıp giyindim… Heyecan gitmek bilmiyordu bir sağa bir sola yürüyüp duruyordum evin içinde… Ilk defa bu kadar heyecanlıydım… Öğle namazını kıldıktan sonra yola koyulduk annemle… Ali bizi kızın evine kadar götürdü… Kapıyı çaldım… Kapıyı babası açtı eve buyur etti… Biraz sohbet ettik söz asıl konuya geldi sonra…Kızın babası konuşuyordu; evladım benim söyleyeceğim bir şey yok sen kızımla konuş bu konuları dedi. Şaşırmıştım gerçekten çünkü ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyordum… dünyalık bir konu açılmamıştı ilk defa… Bir odaya aldılar beni kızla görüşecektim… Sandalyeye oturdum ellerim masanın üzerinde avucumun içerisinde ise terleyen ellerimi silmek için bez bir mendil vardı… Odaya kız girdi nurani yüzlüydü… önüne bakarak konuşmaya başladı… Diğer kızlar gibi bilezikten gelinlikten girmedi konuya… Ilk sorusu namazdan oldu….

BOLUM 4
Bana namaz kılıyor musun demedi, namazı kaç dakikada kıldığımı sordu. Mesela öğle namazın kaç dakikada bitiyor dedi… on beş dakika civarında diye söyledim… Memnun oldu… Sonra birikmiş ne kadar paran var deyince önceki görüştüklerim gibi konuşmaya başlayacak herhalde dedim içimden. 45 bin lira var… Paranın zekatını veriyor musun deyince yanlış düşündüğün için utandım.. Evet veriyorum dedim… Konuşmasına ağır ağır devam etti… Sizden önce üç kişi ile daha görüştüm hepsi de zengindi, güvendikleri tek şeyleri paralarıydı. Bütün konuşmaları paraya zenginliğe dayanıyordu. Dine ait hiçbir bilgileri yoktu ve namaz bile kılmıyorlardı. Size ilk sorum namaz oldu çünkü namazı doğru olan ve huşu içinde kılan bir insandan zarar gelemez. Ailesinin hakkını gözetir haksızlık yapamaz. Herkes için en iyisini en güzelini ister. Kimseyi hor görmez ve ezmez. Böyle insanı bütün mahlukat sever, mahlukatın sevdiğini de Allahü teala sever. Allahü tealanın sevdiği kul ise makbul edilen kuldur… ve devam etti konuşmasına…Sonra zekatı sordum çünkü o parada fakirlerin hakkı da var. Fakirlerin hakkını gözetmeyen eşinin hakkını da gözetmez. Allahü teala ondan nasıl razı olur ki… Ne kadar doğru konuşuyordu konuşmaları beni çok mutlu etmişti. Dünyalık bir şey istemiyorum diye dem etti... Yan taraftaki kitaplığı göstererek okuduğu kitapları gösterdi. Görünce çok mutlu oldum çünkü benim okuduğum Ehli sünnet Alimlerinin kitaplarını okuyormuş. Ben kızarıp terliyordum nedense, elimdeki bez mendil de iyice ıslanmıştı. Benim ise kıza soracağım bir şey kalmamıştı, ben sormadan her şeyi anlattı bana. Son olarak annemle konuşmak istedi, ben dışarı çıkmak için ayağa kalkınca elimdeki mendil yere düştü. Yere göz gezdirdim ama göremedim dışarı çıktım… Annemle de on dakika kadar konuştular içeride, annem çıkınca evden izin isteyip ayrıldık. İki tarafta birbirinden memnun olmuştu. Anneme içeride ne konuştuklarını sordum. Anneme nasıl davrandığımı ailemle olan ilişkilerimi sormuş. Çünkü anne ve babanın razı olmadığı bir evlattan Allahü teala razı olmazdı. Eve gidince konuyu babamla konuştuk çok sevindi… abdest aldım iki rekat namaz kıldım odamda sonra birkaç gün önce gördüğüm rüya geldi aklıma… Elimdeki sabır kılıcıyla zorlukları aşmak nasip olmuş ve sonuca ulaşmıştım… Bu günden itibaren düğün hazırlıklarına başlayacaktık artık…

BOLUM 5
Söz kesilip aileler arasında yüzük takıldı. Düğün konusu biraz sıkıntılı olmuştu...… Akraba tarafı çalgılı olmasında ısrar ediyor ,ben ise dini yönden olmayacağını anlatmaya çalışıyordum. Ben yumuşak huylu oldukça onlar daha fazla üzerime geliyorlardı. Düğün çalgılı olurmuş onlara göre. Cenaze evi gibi dualar edilip mevlit okutulmazmış… Ne yapacağımı şaşırmış ve iyice bunalmıştım. Defalarca haram olduğunu anlatsam da çalgısız olması gerektiğini kabul ettiremiyordum… Bir akşam evde akrabalarla toplandık bu konu hakkında konuşuyorduk. Bir şartla isteğinizi kabul ederim deyince hepsi şaşırdı… herkes gözlerini bana çevirmiş ne diyeceğimi bekliyorlardı. Öldüğümde mezara benimle girecek olan varsa ve benim yerime hesap vermek isteyen olursa kabul edeceğimi söyledim… Kimse yüzüme bakmıyordu artık utanmışlardı açıkçası… Bu konu da böylece şekilde kapamış oluyordu… Bir Perşembe günü kız tarafıyla sözleşip düğün alış verişine çıktık… Nişanlım sanki yanımda köle gibi duruyordu. Ben ne göstersem olur beğendim diyordu. Bir insan bu kadar mı mütevazi bu kadar mı ince olabilirdi. Onun bu durumunu gördüğüm zaman ben en kaliteli en güzel olan eşyaları alıyordum. Onu mutlu etmek için elimden geleni yapmak istiyordum… Evimizi döşemiştik her şey çok güzel gidiyordu… düğün günü gelip çatmıştı… Heyecandan ölecek gibiydim elim ayağıma dolaşıyordu adeta. Düğün tam istediğim gibi olmuştu…. Evliliğimizin ilk yılları diğer evlikler gibi tartışma ya da kavga ile geçmiyordu. Biz İslamın etrafında birleşmiştik. Hiçbir sorunumuz da olmuyordu. Eşimin zekasına güzel ahlakına güler güzüne hayrandım… Onsuz zaman geçmiyordu, işteyken fırsat buldukça arıyordum, sesini duyunca da çok mutlu oluyordum. Konuşmasında içimi rahatlatan bir tesir vardı. Bunu nasıl yapıyordu bir türlü anlayamıyordum. Eve gittiğimde beni her zaman güler yüz ile karşılardı, o anda bütün yorgunluğum giderdi. Yemek hazırlarken yardım ederdim. Sen otur yorgunsun der, ben de içeri gidip otururdum. Onun üzülmesini hiç istemiyordum çünkü. Her ne isterse yerine getirmek için can atıyordum… Benden bir şey istesin diye gözlerinin içine bakardım. Arada bir arabamla gezerdik, gezdirince mutlu olurdu… Yine bir gün gezdirmek için çıkıp arabaya bindik. Dönüp bana baktı. Sabır çok güzeldir, sabır insanı bu araba gibi ulaşmak istediği yere götürür dedi. Neden böyle bir şey söylediğini anlamamıştım… Biraz gezip eve gelmiştik… Birkaç gün önce yatak odasının kapısı bozulmuş, kilidi zor açılıp kapanıyordu. Geçen gün mahallemizde hırsızlık olayı olduğu için odamızın kapısını kilitliyorduk… Bir haftadır eşimin midesi bulanıyor bunun içinde geceleri sık sık kalkıyordu… benim uykum çok hafif olduğu içinde hemen uyanıyordum… O gece tekrar midesi bulanmış olacak ki kalktı, kalktığını hissedip gözlerimi açtım ama uyandığımı anlamadı. Yavaş yavaş kapıya doğru ilerledi…Fakat o anda gözlerime inanamayacağım bir olay gerçekleşti…
BOLUM 6
Ben rahatsız olmayım diye kilitli olan kapının anahtarına bile dokunmadı. Kapı kilitliydi. Eşim Bismillahirrahmanirrahim dedi ve kapıyı açmadan dışarı çıkmıştı. Bu durumu görünce kalbimin atışları hızlandı terlemeye başladım… Yataktan kalktım gözlerim, kapıya odaklanmıştı… Yatak odasının camından lavabonun ışığı belli oluyordu… Lavaboda elini yüzünü yıkayıp ışığı söndürdü. Ben hemen yatağa yatıp uyuyormuş gibi yaptım. Fakat eşim kapıyı açmadan odaya girdi… Kalp atışlarım iyice artınca dayanamadım uyanmış gibi yaparak Yatakta doğrulup oturdum… Eşimin yüzüne baktım… adeta güzü nurlanmış parlıyordu… Uyandığımı görünce gülümseyerek yüzüme baktı. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Rahatsız mı ettim diye sordu. Yok çıktığını bile duymadım deyince gülümsedi ve yattı… İşe gittiğimde sürekli o anları düşünüp duruyordum. Bu nasıl olabilirdi?... Akşam eve gittiğimde zile basmadım ve kapıyı anahtarımla açtım. Kapıyı açtığımda eşimi karşımda buldum… işten geldiğimde kapıyı açmak için bekliyormuş… Selam verip içeri girdim elimi yüzümü yıkayıp sofrayı hazırladık yemeği yedik… Bu gün neden durgunsun bir şey mi oldu? Diye sordu… Cevap veremedim… Dün geceki olayı nasıl sorabilirdim ki… Sana bir şey söyleyeceğim diyerek elimden tutup beni ayağa kaldırdı…gözlerinin içine bakıyordum… buyur söyle dedim… Hamileyim dedi… Ondan sonrasını hatırlamıyorum zaten… O anda ayaklarım boşaldı… Düşüp kalmışım yerde… Yarım saat sonra kendime geldiğimde eşim yanı başımda oturuyordu… Yattığım yerden doğrulup eşime bakınca utanıp yüzünü yere çevirdi… Bu habere o kadar sevinmiştim ki anlatamam… Akşamları işten eve gelirken artık bebek eşyaları alıyordum… Gece yattığımızda eşimle hep hayal kurup duruyorduk… Çocuğumuz belli bir yaşa geldiğinde ilk hangi kitabı okumalıydı acaba… Ilk önce namaz kitabındaki bilgileri öğrenmeliydi. Ondan sonra hangisini okutsak acaba İslam Ahlakını mı? Herkese Lazım olan İmanı mı okutsaydık… Yok yok ilk önce Halifelerin menkıbeleriyle yeşertmeliydi kalbini… Benim evladım Ehli Sünneti savunan Ehli Sünneti yaymak için çabalayan bir kul olmalıydı onu bu şekilde yetiştirmeliydik… Her akşam belli bir zaman dilimi içerisinde eşimle İmam-ı Rabbaninin mektubatını okuyorduk. Bir akşam okurken yorgunluktan gözüme ağrı girince eşime rica edip sesli okumasını söyledim ve gözlerimi dinlendirmek için kapattım. 212. Mektubu okuyordu… Bir ara gözlerimi açtım elindeki kitap kapalıydı. Gözlerimi açtığımı görünce hemen kitabı açıp gözlerini kitaba dikti… anladım ki o kadar sayfayı ezberlemiş ve ezberinden okuyordu. Okuduğu mektup bitince durdu… mektubatı bu zamana kadar kaç defa okudun diye sorunca bilmiyorum dedi… Peki kitabı bitirmen ne kadar sürüyor? Bir hafta diye cevap verdi.. Anladım ki eşim manevi derecelere yükselmişti.. beni rahatsız etmemek için kapıyı açmadan çıkması bir kerametti… O günden sonra eşime olan hürmet ve saygım daha da arttı. Eşim bir evliya idi… Ilmihal okuduğumda anlamadığım yerleri eşime soruyordum. Öyle güzel açıklayıp anlatıyordu ki hayran kalmamak mümkün değildi… Hikmetini bilmediğim en ufak bir davranışını görsem soruyordum. O da hemen açıklar; ilmihalin şu sayfasında yazıyor diye söylerdi… Her haline sabrediyordu ve her haliyle de şükrettiği ortadaydı… İslamiyeti yaşayan bir numune vardı karşımda, bu yüzden Allahü tealaya her saniye şükretsem yine az gelirdi… Eşimin birkaç kerametini daha görünce dayanamadım, artık ne pahasına olursa olsun bu konuyu konuşacaktım kendisiyle… Her zamanki gibi işten geldim yemek yedik konuyu konuşmak için eşimi karşıma aldım. Giderek büyüyen bir heyecanla yavaş yavaş konuşmaya başladım..
BOLUM 7
İslamiyetin en ince kurallarına en güzel şekilde dikkat ediyorsun. Konuyu uzatmak istemiyorum dediğim anda eşim konuşmaya başladı… "Sabır güzel şeydir. Sabrederken şükretmek daha güzeldir. İnsan her haline sabreder ve şükrederse Allahü teala ona daha iyilerini ihsan eder"… Artık ağzımdan tek kelime çıkmıyordu, eşimde konuşmasını bitirmişti… O günden sonra ona olan davranışlarım daha dikkatliydi. Onu kırabilecek her şeyden uzak duruyordum… bir akşam annem aradı komşu kızının düğünü varmış iki gün sonra, düğüne beni de davet etmişler. Eşimle birlikte gittik düğüne, her şey İslama uygun düzenlenmişti. Erkekler ve bayanların yerleri farklı bölümlerdeydi… düğündeki İslama uyma titizliğini görünce çok sevindim. Bir akşam kendisine balkondan verdiğim Kıyamet ve ahiret kitabı geldi aklıma. On dakika sonra küçük bir çocuk geldi, o kızın kardeşiydi bu. Babası işe giderken arkasından ağlayan çocuk… Abi eğilir misin dedi.. eğildim kulağıma ablasının bana çok teşekkür ettiğini söyledi. Ben vesile olmuşum onun bu duruma gelmesinde. Bunu öğrenince çok sevindim… Eşim hamile olduğu için fazla kalamadık düğünde eve gittik… Aradan aylar geçmiş ve eşim doğurmuş ve Bir tane oğlum olmuştu… hayatımızdan çok memnunduk… Eşimle her akşam kitap okumaya devam ediyorduk yine… Eşime üstadım diye hitap ediyordum… O benim üstadımdı. Dünya ve ahiret saadetim için en büyük vesile idi… geceleri rahatsız olmasın diye oğlumuz ağlayınca çocuğu alıp başka odaya gidiyordum… aradan iki yıl geçmiş oğlumuz büyümüştü… Eşim her fırsatta sabır ve şükretmemi telkin ediyordu… bir zaman sonra eşim hastalandı. Zamanımızın çoğu hastanede geçiyordu… eşimin hastalığı artmış, benim ise elimden bir şey gelmiyordu. Bir akşam işten eve geldiğimde kapıyı çalmama rağmen açmadı. İçeri girdim içeriden bilemediğim mükemmel bir koku geliyordu. İçeri girdim eşim yatıyordu ilk önce uyuyor zannettim. Uzun zaman uyanmayınca gidip uyandırmaya çalıştığımda vefat ettiğini anladım. O anda yıkılmıştım. İçim yanmıştı. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Annemi aradım gelmesini istedim…. Eşimi diğer gün defnettik… Eve girdiğimde burnuma gelen o güzel koku mezardan gelmeye başladı… Her gittiğimde o kokuyu duyardım… giremiyordum. Onu özlüyordum sadece.. Canım eşim, üstadım vefat etmişti. Söylediği gibi yapmaya çalışıyor sabretmekten başka çare bulamıyordum… her an onu düşünüyordum… Aylar sonra eve girme cesareti gösterdim… gözlerim doldu ağlamaya başladım. Balkonda çıkıp sandalyeye oturdum. Dolunay vardı… Alinin beni aradığı o akşam geldi aklıma… O akşamda aynı dolunay vardı… gözlerimden yaşlar akarak dışarıya çıktım… doğru üstadımın, eşimin mezarına gittim. Saatlerce ağladım…. O güzel kokuyu hissetmeye başladım tekrar… arkamdan bir el omzuma dokundu. Arkama döndüm eşim nurlar içinde arkamda duruyordu… Heyecandan bir şey söyleyemiyordum.. Başım dönmeye başladı ve bayılmışım sonra…
BOLUM 8
Uyandığımda sabah ezanı okunuyordu… Kalktım etrafıma baktım… Eşimi gördüğüm anda... Sabret dediğini hatırladım… Camiye gidip sabah namazını kıldıktan sonra dışarı çıkarken cebimde bir şey olduğunu fark ettim… Elimi cebime attım bir tane mendil vardı… Eşimin evinde ilk konuştuğumuz zaman avucumun içindeki mendil ayağa kalkarken yere düşmüştü bulamamıştım daha… demek ki eşim bulup saklamış… Mendilin bilmediğim şekilde çok güzel bir kokusu vardı… 
BU GERCEK BiR HiKAYEDiR BU HIKAYENIN YAZARI YAZININ SONUNA EKLEDİĞİ CÜMLELER İSE ŞÖYLEDİR...
( Bu yaşananları babamın günlüklerinden derleyerek sadeleştirdim… Hikayede anlattığım kişiler annem ve babama aitti. Doğan o çocuk bendim. Sabır ve şükür insanı en üst derecelere yükseltecek kanatlardır…) Allahü teala herkese böyle eş nasip eylesin… SON...

UMARIM BU İBRETLİK VE HERKESİN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMASI GEREKEN HİKAYEYİ BEĞENMİŞSİNİZDİR. ETRAFIMIZDAKİ HERKESE ÖNEREBİLECEĞİMİZ GÜZEL BİR HİKAYEYDİ...
O GÜZEL YORUMLARINIZI BEKLİYORUM ...
SEVGİLER...





4 Ekim 2013 Cuma

N'OLUR BENİ DAHA ÇOK BEĞENİN**

Ayşe' ye bak ne güzel tatilde.
Koyduğu gün batımı resmindeki denizde akşamüstü ne yüzmüşlerdir. Şakalaşmış ve gülmüşlerdir. Ortamları da kalabalıktır Allah bilir. Ben tek başıma oturmuş bu yazıyı yazarken yemektedirler şimdi.
Resimde tepeden çekilmiş. Yukarılarda bir otel odası sanırım. Aa nekadar sade ve güzel bir oda. Odanın resmini de çekmiş. Ne şanslıyım :)
Buluyorlar işte böyle güzel otelleri.
Aa sinem e bak, bu kız gün geçtikçe daha mı gençleşiyor? Bu ne güzellik böyle, hele o aylaynırı özenle çekişi yok muuu. Bir ben beceremiyorum bu işi. Bir ara kafayı takmıştım: bende çekeceğim o incecik başlayıp göz kapağımın sonuna kadar hafiften kalınlaşarak çekmeyi diyerek. Baya bir uğraşmıştım. Ama artık gerek yok. Makyaj yapmıyorum :) Ama hakikaten o aylaynır işi zor iş beceri gerektiriyor :)
Melis' e bir bak yaa. Bu kız dahamı güzelleşmiş ne yapmış. Kamerayı çevirmiş. Kendini çat diye çekmiş. Hani fotoşop motoşop hiç bir şey yok. Belki biraz instagram efekti, ama olsun. İnsanın gözünden anlaşılıyor neşesi. Onun gözünde güneş gözlüğü var ama olsun...
Belli neşesi yerinde. Sanki şarkı söyleye söyleye yürüyordu ama bir an bize poz vermeye durdu...
Saçında hem rüzgar esintisi hemde güneş. Arkasını tam göremiyorum ama güzel bir yere benziyor.. Neredeler acaba? Kim kimeler? Hiç derdi tasası yok gibi maaşallah...
İyi haberler var bu resimde. Benimse surat buruşmuş, onunda yüzünden güneşte fazla kalmaktan çiller fışkırıyor. Dur beğeneyim şunu, o da beni beğenir sonra...
Oo Funda' yı gördün mü? Dışarıya çıkarken aynadan kendi fotoğrafını çekmiş. Bugün ne giydim yapıyor bize. Stili başka bu kızın, nerden buluyor bu kıyafetleri, farklı aksesuarlı takıları hele de o şapkayı?
Halbuki ben öyle değilim. Bir haftadır aynı eteği geçiriyorum altıma. Üstüme de her zamanki uzun ceket ooohhh uydu diyip çıkıyorum dışarı :)
Halbuki Funda öyle mi? Toplantıya yetişmem gerekiyor yazmış. Toplantı için giydiği kıyafete baksana ne cesur renkler tercih etmiş. O çantası ne öyle. Acaba nerden aldı, tam benim beğendiğim bir çanta. Bak o almış. Kim bilir daha neleri var. Bu giydiği kombin, acele çıkıyorum tarzı. Evden acele çıktığı hali bu mu? Oys benim bu kombini uydurmam için bir gece önceden düşünmem gerek.
Millet bir kahve içmeye giderken bile çekiyor ince topukluları. Benimse topuklu giymeyeli uzun zaman oldu.
Hümeyra' ya bak. Değişik bir yemek yiyor. Asma yaprağına sarılmış. Harika görünüyor. Neresi orası? Bi bakayım...Antalya mı... Hmmm tabi orada insan diyeti bozar. Diyeti bozacak kadar eğleniyor demekki. Acaba ortak arkadaşlarımızla mı gitti. Ne eğlenirler onlar şimdi. Bakayım kimseyi etiketlemiş mi?
Melis' e bak. Nerede yabancı kokoş kızlar varsa eklemiş profiline. Onlara bakıp tarz yapıyor aklınca. O dudaklar ne öyle kıpkırmızı rujunu da sürmeden resim ekleyemez instagrama. Bu kız hep süslü valla...
BEN ŞİMDİ BU YAZIYI NİYE KOYUYORUM BURAYA?
BAŞI BAĞLI KIZ,TESETTÜR,TESETTÜR BLOGU,TESETTÜR KOMBİNLER,YENİ SEZON TESETTÜR KOMBİNLER,HANIMLAR REHBERİ,Ne demek istiyorum beni takip edenlere?
Yazımın amacı ne?
Hızlı hızlı beğenilip takip edilince neden beynimdeki mutluluk alanları yanıp sönmeye başlıyor? Eskiden beğenme mi vardı canım.
Yine geçinip gidiyorduk bir şekilde.
Nedir bu yeni sosyal medya düzeni.
Nedir bana kendi resmimi çekip koydurtan narsistlik sevilme isteği. Nedir şu girdiğim denizi, baktığım şu manzarayı tanımadığım insanlarla paylaşma motivasyonum?
Nedir bu Ayşe' den, Melis' ten, Hümeyra' dan çektiğim? 
- Yoksa bakın ne güzel, ne neşeli, ne paralı, ne zevkli, ne kadar kalabalık ve ne kadar mutluyum? Bu mu yoksa demek istediğim?

NOT: BLOG AÇMADAN ÖNCE ESKİ TWİTTER HESABIMDA ÇOK VAKİT GEÇİRDİĞİM ZAMANLARIMA SESLENİŞTİR...



2 Ekim 2013 Çarşamba

RİZE GEZİMİZİN İKİNCİ GÜNÜ DEVAMI**

İkinci günümüze kaldığımız yerden devam ediyoruz. Daha bir sürü resim var ama ben bazılarını sizlerle paylaşacağım inşallah. Hepsini koysam başka yazacağım konulara fırsat kalmaz :)
En son Ayder ' e giderken Rafting alanlarını ve taş köprüyü geçince yolun sağ tarafında kalan "Mucit' in Yeri" bizi karşıladı. Arkadaşım burası çok ünlü, televizyonlarda çıkıyor, kendi elektriğini bile kendi üretiyor diyince. Girip gezmemek olmazdı :)
rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,tesettür blog,islami blog,
"MUCİT' İN YERİ" NE GİRER GİRMEZ SİZİ MISIR UNU YAPILAN KÖY DEĞİRMENİ KARŞILIYOR. MİS GİBİ KOKUSUNA HAYRAN KALIYORSUNUZ.

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,MISIR UNU DEĞİRMENİ,DEĞİRMEN,KÖY HAYATI,DOĞA GEZİSİ,TESETTÜR BLOG,CANLI ALABALIK,
UN DEĞİRMENİ' NİN HEMEN ARKASI VE MUCİT' İN YERİ' NDE AFİYETLE YEDİĞİMİZ BALIKLAR BURADA YETİŞTİRİLİYOR.

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,DOĞA GEZİSİ,KÖY HAYATI,KÖY RESİMLERİ,KENDİ ELEKTRİĞİNİ ÜRETME,
ÖYLE YAPAY DEĞİL, DOĞAL DOĞADAN YONTULMUŞ TAHTA MASA VE SANDALYE... BÜTÜN NEGATİFLİKLER UÇAARRR GİDEERRR :)

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,YEL DEĞİRMENİ,CANLI ALABALIK TESİSİ,RİZE DE CANLI ALABALIK,RİZE DE GEZİLECEK YERLER,
KENDİ ELEKTRİĞİNİ KENDİ ÜRETİYOR. SUYUN İÇİNDE GÖRDÜĞÜNÜZ BALIKLAR DA, OLTA DALDIRILIP TUTULUYOR. TAZE TAZE BİZLERE SUNULUYOR. BAKIN NE ÇOK BALIK VAR.

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,CANLI ALABALIK TESİSİ,RİZE DE GEZİLECEK YERLER,

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,
BİR ÇOK ÜNLÜNÜN BURADA FOTOĞRAFI VARMIŞ :) BİZDE KENDİ ÇAPIMIZDA ÜNÜMÜZE ÜN KATTIK. AN' I FOTOĞRAFLADIK :) İÇERİSİ HEP BİR DOĞAL YAŞAM MERKEZİ. TAM BİR KÖY HAYATINI BURASI DİBİNE KADAR YAŞATIYOR.

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,RİZE DE GEZİLECEK YERLER,
O DIŞARIDA GÖRDÜĞÜNÜZ "KIRMIZI BENEKLİ ALABALIK" BİZLERE BÜTÜN İHTİŞAMIYLA SUNULUR :)

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,MUHLAMA,
MEŞHUR MUHLAMA' YI BİR DE "MUCİT' İN YERİ" NDE DENEYİN DERİM.


rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,SALINCAK,
YEMEKLER YENDİ, ÇAYLAR İÇİLDİ. ÜSTÜNE DE SALINCAK KEYFİ YAPILDI... HAVALARA UÇTUM :)

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,TESETTÜR BLOG,İSLAMİ BLOG,DİNİ BLOG,
AYDER' DEN...
rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,LAZ BÖREĞİ,
MEŞHUR LAZ BÖREĞİ' NDEN DE YEDİK :)

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,BUNGOLOV EVLER,KARADENİZ GEZİSİ,
VE NİHAYET AYDER deyiz:) AYDER' E MUTLAKA GİTMENİZİ ÖNERİRİM. ÇİMENLERE SERE SERPE OTURMANIZI,DOĞA YI KUCAKLADIĞINIZI HİSSEDİYORSUNUZ :)

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,
KENDİMİ KÜÇÜK HİSSETTİĞİM YERLERİ SEVİYORUM DEMİŞTİM. EVET ORALARDAN BİRİ. BAKSANIZA RABBİMİN YARATTIĞI KOCAMAN YEŞİLLİK İÇİNDE KAYBOLMAK... KAYBOLUP ORADA KENDİNİ BULMAK... 

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,
AH ŞU AYDER SOKAKLARI :)

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,
DOĞA,YAYLA,TEMİZ HAVA...

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,


rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,ODUN ATEŞİNDE MISIR,
ODUN ATEŞİNDE PİŞMİŞ MISIR YEDİK. GİDERSENİZ EĞER TAVSİYE EDERİM. 

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,RİZE SAHİL,
AYDER GEZİMİZDEN SONRA. AKŞAM ÜSTÜ RİZE SAHİL DE GÜNEŞİN BATIŞINI İZLEDİK...

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,RİZE SAHİL,

RİZE SAHİL, AŞK,SEVGİ,rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,
RİZE SAHİLİNE SON BAKIŞLAR... DOYMAKTI NİYETİMİZ. DOYAMADIK... BU DÜNYA DOYULMAYACAK KADAR GÜZEL NİMETLERLE DOLU...

rize,mucit'in yeri,ayder,doğa gezisi,RİZE SAHİL,GÜNEŞİN BATIŞI,
VE AKŞAM OLDU... BİZİM VAKİT DE DOLDU... BİR GÜZELLİK DAHA SON BULDU. YENİDEN GÖRÜŞMEK ÜZERE...
UNUTMAYALIM DÜNYA DA BÖYLE İŞTE. BUGÜN BURDASIN AMA YARIN NEREDE OLACAĞIN BELLİ DEĞİL. MİSAFİRİZ, SADECE RİZE DE DEĞİL- BU DÜNYA DA. YAŞADIĞIMIZ HER AN' IN DEĞERİNİ BİLMEK DİLEĞİYLE SEVGİLER...

RİZE GEZİMİZİN BİRİNCİ GÜNÜ İÇİN TIKLAYIN.
RİZE GEZİMİZİN İKİNCİ GÜNÜ BİRİNCİ BÖLÜM TIKLAYIN.

RİZE GEZİMİZİN İKİNCİ GÜNÜ**

Birinci gün yağmurluydu. İkinci gün ise tam tersi güneş bize gülümsüyordu :) Tabi Ceyda ve aileside ...
İnsan ailesiyle vakit geçirip ayrılır ya hani. Ceyda da ailemden bir parça gibi olduğu için ondan ayrılırken de içim burkuldu :( ama eşimden Allah razı olsun. Bizi kavuşturdu. Her şey çok güzeldi.
Birinci günün gecesinde bizim için ayrılan odamızda güzelce dinlendik. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Çok rahat ettik :)
Şimdi resimlere bırakıyorum sözü...
rize,dağmaran,dağhan,
İşte burası Rize ye gidince mutlaka görülmesi ve havasının teneffüs edilmesi gereken bir yer :) DAĞHAN. 

rize,dağmaran,dağhan,kahvaltı keyfi,tesettür blog,
DAĞHAN da sahile karşı bol çeşitli kahvaltı keyfi ... Her şey miss...

rize,dağmaran,dağhan,
Burasıda DAĞHAN' ın birinci katından bir kare :)

rize,dağmaran,dağhan,arkadaşlık,dostluk,tesettür blog,islami blog,ayder,
DAĞHAN da Ceyda'm Ben ve Süheyla Teyze :) Onları çok seviyorum...

rize,dağmaran,dağhan,sevgi,saygı,sadakat,aşk,ayder,tesettür blog,
AŞK & SAHİL & DAĞHAN

rize,dağmaran,dağhan,rize sahil,rize de kahvaltı,tesettür blog,bugün ne giydim,

rize,dağmaran,dağhan,çay tarlası,çay toplayan bayan,tesettür blog,islami blog,
YİNE ÇAY VE YİNE BEN :) BU DEFA TOMURCUĞUNU ELİME ALIP KOKLAMAK İSTEDİM... RABBİM BİZLER İÇİN YARATMIŞ, NE GÜZEL...

rize,dağmaran,dağhan,
ÇAY TOMURCUĞU

rize,dağmaran,dağhan,
"GÖRÜŞMEK ÜZERE" DAĞHAN

rize,dağmaran,dağhan,
DİLİME "MİNNOŞ" KELİMESİNİ PELESENK EDEN ŞAHIS VE BEN :) İYİKİ DE ETMİŞ...

rize,dağmaran,dağhan,doğa gezisi,rafting,ruba rafting,ayder,
RAFTİNG ALANI

rize,dağmaran,dağhan,tesettür blogları,testtür kombinleri,
HUZUR...

rize,dağmaran,dağhan,rize ayder taş köprü,yüreğine sor filmi,başı bağlı kız,tesettür,
AYDER' E GİDERKEN TAŞ KÖPRÜ...

rize,dağmaran,dağhan,ayder,rafting,yüreğine sor filmi,tuba büyüküstün,

HAVA ŞARTLARINDAN DOLAYI RAFTİNG YAPAMADIK, BARİ SUYUYLA OYNAYALIM DEMİ :)

rize,rize gezimiz,bugün ne giydim,mucit'in yeri,gezelim-görelim,ayder,çayeli, TESETTÜR BLOGU, başı bağlı kız,
BİR SONRAKİ DURAK: AYDER YOLU ÜZERİNDEKİ "MUCİT'İN YERİ". KENDİ BALIKLARINI YETİŞTİRİYOR. KENDİ ELEKTRİĞİNİ ÜRETİYOR. BURADA HER ŞEY DOĞAL YETİŞİYOR.

BURADAN SONRASI DA, GELECEK YAZI DA İNŞALLAH...
RİZE GEZİMİZİN BİRİNCİ KISMI İÇİN
TIKLAYIN

30 Eylül 2013 Pazartesi

EN GÜZEL ŞEY NEDİR?-- (BİR ŞEY YAP)

Herkese göre "en güzel şey nedir?" sorusu değişiklik gösterir. Ama genel olarak en güzel şey, bir şey yapmaktır.
İşe yaradığını hissetmek, paslanmamak - parlamak demektir. Yani sen yokken bu dünya da bir şeyler eksik olacak... O yüzden insan listesinin en yukarısına yazmalı: bir şey yap.
Ve öyle bir yap ki, bir tek senin yapabileceğin bir şey haline gelsin...
Kolay gelsin...

SEVMEK,TESETTÜR BLOG,DİNİ BLOG,YAŞAM BLOGU, En güzel şeylerden biri, birini sevmektir. Zaten en güzel ibadetlerin başında da sevmek gelir... Öyle kuru kuru değil ama, öyle seveceksin ki, yanında değilken bile mutlu olsun isteyeceksin. Kolay ulaşılır bir sevgi değil bu. Birine sarılmak değil, içine kadar sokulup kıvrılmaktan bahsediyorum. Gözünü kapatınca "iyiki var' ın" ılık banyosuna girecek kadar olanından...
Artık hesabı yok bunun. Sorgusuda yok. Sevmişsin. Soru işaretinin çengeli gitmiş, sadece noktası kalmış.

En en güzel şeylerden biri ki, en başta gelir. Her şeyi sevmek. Kötüyü de, iyiyi de, karanlığı da... O öyle bir güç ki, her türlü tersliği koca bir düzlüğe çıkarabiliyor. Karanlığa bakıyorsun ama aydınlık beliriyor. Her şey de aydınlık ve dönüştürebiliyorsun bakış açınla, sevginle... Ve ben çok sık unutuyorum her şeyle başedilebileceğini... Ama deniyorum... İyi yoldayım :)

En güzel şeylerden biri, doğayla iç içe olmak bir olmak. Mesela derine dalmak, ağaç koklamak, kayalara basmak, içine kokusunu çekmek Ohhh demek. Alışveriş merkezlerinden uzak, gürültüden kalabalıktan uzak... İçinde kaybolduğun kocaman bir doğaaa... Çevrende koklamaktan bıkmadığın binbir çeşit bitki kokusu... Başını kaldırsan yıldızlar elinle tutacak kadar yakınında. Dağlardan aşağı atlayan sular, hep beraber bir anda yön değiştiren balık sürüleri... Hemen yakında tahta bağ evinden gelen taze tereyağ kokusu... Yapay olan hiç bir şey yok. Sadece o an' a kadar yaşadığın yaşam dışında...

En güzel şeylerden biri öğrenmek. Merak çok güzel. Okumak harika bir şey. İstediğim şeye kolayca ulaşabilmeyi seviyorum. Bilgi ne kadar yakın. Ne kadar çok. Bazen şiir yazmak, bazen de burada yazmak... Sürekli şükretmeyi seviyorum. Şükrettikçe de Rabbimin verdiklerinin değerini anlıyorum. Bu duygu da paha biçilmez. Fosforlu kalemlerle bazı şeyleri çok önemsemeyi biliyorum.

En güzel şeylerden biri unutmak. "Unuttum gitti" lafı. Ne güzel laftır. Unutulan şey hakikaten gider. Solar. Unutulan her şey, solar... Ve sen çocuk gibi kalırsın. Çünkü unutmuşsun. Bu gününü bilirsin. Temize çekersin defterleri. Temizim... Herkes unutsa, hep yeniden başlansa. Çünkü her şey zaten değişiyor. Unutmamak demode oluyor.

EN EN EN güzeli de yaşamak. Kendine dokun. Bak sıcaksın. Sıcak olduğun sürece de, yukarıdaki yazdıklarımın hepsini yapabilirsin. İnsan sıcak olmanın değerini, gücünü çoğu zaman bilmiyor. Halbuki içinde telaş olan, elektrik olan sevgi ve inanç olan bir beden neleri yerinden oynatır... 
İnsan bir bilse, şu hayatın en güzel şeylerini... aklını oynatır.

Şükür ki, çok küçüğüm. Şükür ki, her şey benim etrafımda olan bitenden çok daha büyük. 

SEVGİLER...



26 Eylül 2013 Perşembe

AŞK NEDİR / NEDEN ACI ÇEKTİRİR

Sahi aşk neydi?
Kimine göre acı çekmek, kimine göre mutlu olmak...
Mevlana' ya göre "Rabbine kavuşmak."
aşk,ilahi aşk,ya baki entel baki,
Ben önceden aşkı acı çekmek zannederdim. Eğer bir acı çekilecekse, kalp bir aşk için çarpacaksa; Allah için çarpmalı. O zaman Allah sana bütün sevdiklerini istediklerini nasip edecektir...
Biz neden severiz: Mutlu olmak ve mutlu etmek için değil mi?
O zaman sonsuz mutluluğu sana bahşeden Rabbini sev ki, mutlu ol. Sevdiklerin her zaman seninle olsun ve ölünce dahi onlardan ayrılma. Allah' ı sev ... Sen Allahı seversen, Allah ta seni sever... gerisini sen düşün :)

İlk başlarda bize  aşk çok tatlı gelir. (Çünkü şeytan bütün yasakları önce tatlı gösterir. Daha sonra da acı çektiğin zaman, seni alkole yada başka günahlara teşvik eder. Bakmışsın ki günahlar batağına girmişsin. Sonra da şeytan "sen çok günah işledin Allah seni affetmez artık" der. Ama Allah her daim affetmeye hazırdır.)
 O sevdiğimiz yalan dünya nın yalan fani insanları çekip gider. Ve bizde acı çekeriz. Bu acının sebebi nedir? Bu acının sebebi, biz o faniye olan sahte, geçici sevgimizi yaşarken; Sonsuz yaratıcımız olan Rabbimizi unutmamızdır. Bu yalan dünya da neyi seversen sev, bir gün çekip gider.
O yüzden de burada devreye "YA BÂKİ, ENTE'L BÂKİ" giriyor.
Peki ne demek "YA BÂKİ ENTE'L- BÂKİ"; Yani dünyadaki geçici sevgileri bırakıp, sonsuz güç sahibi, baki (kalıcı) olan Allah' a sevgi duymak.
Bir sürü örnekleri vardır: Ailemizi severiz, ama ne olur, bir gün gelir vadesi dolar ve ölür. Oyuncağımızı severiz ama ne olur, o eskimese de, biz ölürken onu yanımızda götüremeyiz. Yani Allah' tan başka bâki var mı? Biraz düşünün...
Sanırım düşündünüz. Şimdi devam edelim.
Bu dünya da sevdiğimiz şeyleri Allah için sever, Allah yarattı diyerek seversek eğer, bizden ayrılınca üzülmeyiz. Bir eşyamız olsun yada çok sevdiğimiz annemiz babamız, eşimiz dostumuz olsun...
Bir gün öleceklerini hesaba katmalıyız. Bir gün Allah' ın benden sevdiğim şeyleri alacağını aklıma getirmeliyim.Ya da benim öleceğimi aklıma getirmeliyim. Yoksa çok üzülürüm. Üzülmemek için ne yapabilirim?
Tabii ki Allahın emir ve yasaklarını yerine getirmeliyim. Eğer bu dünya da sevdiğim şeyleri Allah için sever ve yaptığım ibadetleri Allah için yaparsam. Bana sonsuz cennet verilecek. Ve bu dünyada ayrıldığım için üzüldüğüm, sevdiğim her şey bana orada verilecek. Düşünsenize; sevdiklerinizle hiç ayrılmamak üzere berabersiniz. O yüzden bu dünyada boş yere yalan şeyler için acı çekmeyelim arkadaşlar.

Gençken aşık olunur, sonra ayrılırsın. Acı çekersin, ağlarsın vs... Bir başkasını bulursun, onunla da aşk yaşarsın, ya ayrılırsın ya da ölüm ayırır değil mi?
Eee ne oldu? o da gitti. Haram sevda yaşadığın için cehennemde türlü acı çekmeye değer mi? Yani anlatmak istediğim. O' ndan geldik. O' na döneceğiz. O yüzden Allah sevgisinin önüne başka sevgi koymayalım. Eğer koyarsak çok acı çeker ve çok üzülürüz.
Mantıklı düşünün; kalıcı, mutluluk verici, dualarını duyan, seni böyle mükemmel bir şekilde Yaradan, ne kadar yaşarsan yaşa sonunda ona döneceğin bir Rabbin varken, neden geçici ve seni hem bu dünyada hem de sonsuz dünya da üzecek ve harap edecek bir sevgiyi tercih edesin?
Senin gibi gücü sınırlı olan bir kul için göz yaşı dökmektense, sonsuz güç sahibi olan Allah için dök o gözyaşlarını. Bilmiyor musun; o yalan dünyanın yalan insanları için döktüğün gözyaşlarından dolayı sorguya çekileceksin. Seni cehennem ateşine atacak haram sevdalara aldanma!
Şeytan' ın en çok uğraştığı kesim, gençler ve kadınlardır. Gençleri şöyle kandırıyor; sen daha gençsin, güzelsin, yaşlanınca örtünürsün daha ölmene çok var vs...
Biz bayanlara gelince;  bak arkadaşların süslenip püsleniyor senin onlardan ne eksiğin var. Bütün erkekler sana baksın, güzelliğini sergile, baksana örtünürsen sana kim bakar vs...
Senin açık saçık yerin için seni seven insan, başka açık saçık olanlarada bakar!
Bazı gençler; senin için kendimi ateşe atarım diyor. Hadi o zaman "bir mumun ateşine parmağını değdir " desem yanaşmaz bile...
Düşünün cehennem ateşi mum ateşinin kaç katı. Sıcak suya değdiriyoruz tenimiz yanıyor. Ama cehennemde kaç kat fazlası olacak. Ve her defasında yeniden yanacağız. Haramlar bu dünyada şeytan tarafından bize tatlı gösterilebilir ama gerçekler bunlar...
aşk,islami blog,dini blog,
Bize bu dünyayı tatlı gösterip ölümü unutturmak ta şeytanın görevi!
Şeytana aldanmayalım arkadaşlar...
Allaha yönelelim ve hem bu dünya da hem de sonsuz ahiret hayatında mutlu olmak varken, gelin hep beraber tövbe edelim...
Allah bu yazıyı okuyan herkesten razı olsun :) Cennet kapıları ona açılsın inşallah, El Fatiha...

25 Eylül 2013 Çarşamba

NAMAZ KILMAYANLAR MUTLAKA OKUYUN/İZLEYİN

Ben namazın önemini daha yeni idrak eden biri olarak. Namaz kılmadığım günlerim için çok pişmanım. Ama o günleri geri getiremiyorum. Sadece elimizden gelen bol bol tövbe etmek. Biliyoruz ki Allah çok affedendir...
"Namaz dinin direğidir." 

 “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” (Mecmâü’l-Evsat, 3:154, (2313.) İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir)

“Kıyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çeki­lecektir. Namaz düzgün ise diğer ameller de düzgün olacaktır. Eğer namaz bo­zuk ise diğer ameller de bozuk olacaktır.” Taberâni, Terğib

Ahirette ilk sorgumuzun namaz olacağını unutmayalım ve bu video yu ciddi manâ da izleyelim LÜTFEN...
Sadece 7 dakikanızı ayırın derim... 
Allah razı olsun hayırlı geceler...



Namaz ile ilgili diğer yazım için TIKLAYIN