ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLMELİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLMELİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2014 Pazartesi

Hayatınızda Çocuğunuza Yer Var mı?

Bir çocuk gelişimci olarak ve çocuklar konusundaki hassasiyetiminde bilinmesi üzere, sizlerle bir yazı paylaşmak istedim. Umarım okur ve bundan böyle ona göre hayatımıza yön veririz!
Söz konusu çocuk olunca hiç kimse laf ettirmez anne babalığına. 
*“Ben zaten kimin için çalışıp, didiniyorum.” cümleleri dökülüverir dudaklardan. Ama davranışlara bakılınca pek öyle göründüğü söylenemez.
*Pazar kahvemizi yudumlarken gözlerimizi diktiğimiz gazete sayfasını merak etme, buruşturma hakkı var mıdır minik yavrumuzun?
*Ajandamızın o çok kıymetli notları arasına birkaç çizik kondurmasına rızamız var mıdır?
*Okuduğumuz kitabın altını çizerken, yazılanlar çocuğumuzun resimlerinden daha mı kıymetlidir ki, kitabın en boş sayfasını şen resimlerini çizmesi için ayırmak bu kadar zordur?
*Ağır misafirlerimizin yanında çocukluk etmesine razı mıyızdır ya da o günkü keyifsizliğini özgürce yaşamasına?
*Belki biraz uzayacak da olsa, ev işlerine müdahil olmasına sabrımız ne kadar müsaittir?
*Kıymetli muhabbetlerinizin meraklı sorularla bölünmesine hazırlıklı mıyızdır?
*O yeni yıkattığımız mis kokulu halımıza yanlışlıkla dökülen bir bardak süte karşı tahammülümüz nasıldır?
*Yoğurduğumuz hamurun içine elini daldırmasına iznimiz var mıdır?
*Evin her noktası onun mudur, yoksa salon, vitrin gibi özel korunaklı alanları var mıdır, çocuğumuzun benliğini zarara uğratan?
*Yeni süpürdüğünüz evde toz oluşacak kaygısına rağmen koşturmakta özgür müdür yavrumuz?
*Pür dikkat izlediğimiz ekrandan gözümüzü ayırıp, yavrumuzun meraklı ve heyecanlı bakışlarına cesaret katar mıyız?
*Bu sorulara verdiğimiz cevaplar bir nevi vicdan muhasebesi. Yüzleşmek istemediğimiz, kaçtığımız… Anne babalar olarak onlar için çalışıyor, yoruluyoruz. Ama çalışırken yanında olamadığımız çocuklarımızı, yanlarındayken de hiç hesaba katmıyoruz. Dilimizde, sözümüzde hep öncelikliler ama iş davranışa düşünce büyük bir çelişki ortaya çıkıyor.
*Onları her şeyden çok sevdiğimizi söylüyoruz ama misafir hazırlığımız onlara olan ilgimizden daha uzun sürüyor.
*Eşe, dosta, akrabaya, misafire gösterdiğimiz saygımızın, muhabbetimizin ne kadar da azı yansıyor yavrularımızın minik yüreklerine.
*Onların karnını doyurmak için gıda almakla, yemek yapmakla uğraşıyoruz ama işimizi uzatıyor diye azarlayarak yanımızdan kovduğumuz çocuklarımızın ruhları aç kalıyor.
*Herkes için çocuğu kıymetli, herkes için onların varlığı çok önemli. Peki, ama hayatımızda çocuklarımızın gönüllerince yaşayabilecekleri kadar yer var mı?



10 Kasım 2013 Pazar

ÇOCUKLARA ÖLÜM NASIL ANLATILMALI


Din gerçek anlamda yaşanmadığında insanların ve dolayısıyla toplumların sağlığı bozulur. Dışarıya çıktığımızda insanların ne kadar mutsuz olduklarını görüyoruz. Çocuklarımızın beslenmelerine dikkat ettiğimiz kadar ruhlarının da beslenmesine özen gösterelim. Çünkü din, çocuğun sağlıklı ve mutlu olmasını sağlayan ruhsal besindir. 
Çocuk inançlı yetiştirildiğinde, bu onun tüm hayatını mutlu ve huzurlu yaşamasını sağlayacaktır. Bu şekilde yetiştirilen bir çocuk, yaşı ne kadar küçük olursa olsun, olgun bir akla ve ahlaka sahip olur. Çocuk tek güç sahibinin Allah olduğunun bilincinde olursa, yaşadığı olaylar karşısında duygusal yıkıma uğramaz. Her olayın Allah'ın kontrolünde olduğunu bildiği için hoşuna gitmeyen bir şeyle karşılaştığında yakınmaz, güzel ahlak sergiler. Bu sadece çocuklar için değil bizler içinde geçerli. Eğer biz böyle yaşarsak çocuğumuz da böyle yaşar.

 “Onların, sevdiği kişilerle bir öte dünyada buluşmak ümidini kırmayın." (Çocuk ve Ruh Sağlığı, İş Bankası Yay. Shf. 194)

Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu, çocuk ve ölüm konusunda şu önerilerde bulunur: “Çocuklar ölümle, çok erken yaşlarda ilgilenmeye başlarlar. Öldükten sonra iyilerin cennete gideceğini öğrenmek, onlar için çoğu zaman yatıştırıcı olur... Sevdiği dedesi ölen bir küçük çocuk, bu gerçeği çok güzel dile getirmişti: Dedem beni bırakıp cennete gitti, orada başka çocuklarla oynuyor!..” 

Annesini ya da babasını kaybeden çocuklara söylenen: 
"Bir daha annen ya da baban asla gelmeyecek, onları artık göremeyeceksin" gibi sözler korkunçtur. Anne babasını bir daha göremeyecek olması, çocuk için dehşet verici bir düşüncedir. Dolayısıyla “bizleri Allah yarattı, ahirette, cennette yine hep birlikte olacağız” denildiğinde, çocuk ruhsal yönden rahatlık içinde olur; sevgisi devam eder. 

Depremden korkan, daha doğrusu "en güçlü" babasının kaçışına mâna veremeyen çocuk, Yüce Allah'ın iradesi olmadan yaprağın bile kımıldayamayacağını bilseydi, hadiseyi zihninin derinliklerinde iz bırakmadan, zararsız geçirebilirdi."

Ben henüz çocuk sahibi değilim ama bir çocuk gelişimci olarak, bu yazıyı sizlerle paylaşıp, herkesin sıkıntı çektiği bir konuyu ortadan kaldırmaya çalıştım :)

Sevgilerlee...